Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Şanlıurfa’da yerel medya mensuplarına eğitim semineri verildi. Dört bölümden oluşan sunumda; sosyal medya kavramı, geleneksel medya tanımı ve sosyal medya ile geleneksel medya arasındaki temel farklar değerlendirildi. Ayrıca sosyal medyanın kullanım motivasyonları ile vatandaş gazeteciliği kavramına da yer verildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Yayın Dairesi İletişim Uzmanı Ali Derbent yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcımız İlhami Giray Şahin’in yerel medyanın güçlendirilmesine yönelik vizyonu ve talimatları doğrultusunda bu programın gerçekleştirildiğini ifade etti.

"İlk olarak geleneksel medyanın tanımını yapmak istiyorum: Dijitalleşme öncesi dönemde kitle iletişiminin temelini oluşturan, geniş kitlelere sistemli ve düzenli bir şekilde bilgi, haber ve eğlence sunan geleneksel medya türlerinin tümüne konvansiyonel medya denilmektedir. Televizyon, radyo, gazete, dergi gibi araçlar geleneksel medyanın unsurlarındandır.
İnternet yardımıyla oluşturulan ve kullanıcılara karşılıklı etkileşim imkânı sunan web siteleri, sosyal medya platformları, mobil uygulamalar gibi dijital ortamların tümüne ise yeni medya denilmektedir. Tabii ki burada bir süreç vardır. Öncelikle Web 1.0 denilen bir dijital teknoloji hayatımıza girdi. 1990’ların başlarında tek taraflı bir iletişim kaynağı olan, bunu e-broşür tarzında da düşünebilirsiniz. E-postalarla sadece duyuru mahiyetinde mesajlar alıp görüyorduk.

2000’lerin başında ise Web 2.0 teknolojisiyle tanıştık. Bu teknoloji bize karşılıklı etkileşimin mümkün olabileceğini gösterdi. Böylelikle hem gelen iletiye cevap verebilme hem de o iletiyi başka kullanıcılarla paylaşabilme imkânı oluştu ve yavaş yavaş yeni medya araçları ortaya çıkmaya başladı. Yeni medya araçları sadece sosyal medya platformları değil; podcastler, wikiler ve bloglar gibi diğer dijital araçları da kapsamaktadır. Sosyal medya, günümüzün etkileşimci ve katılımcı internet medyasını ifade etmek için kullanılmaktadır.
En genel anlamda sosyal medya, bireylerin sosyalleşmek amacıyla kullandıkları medyadır. Geleneksel medyadan farklı olarak sosyal medya, web tabanlı dijital teknolojilerin egemen olduğu, kullanıcı odaklı yeni bir iletişim ve medya ortamına gönderme yapmaktadır. Sosyal medyanın kullanıcı kaynaklı olması, medya içeriğinin bireyler tarafından oluşturulmasına imkân vermektedir.
Oysa geleneksel medyaya baktığımızda içeriğin, belirli bir yönetim ve işleyişe sahip kurum ve kuruluşlar tarafından üretildiğini görmekteyiz. Sosyal medyayı geleneksel medyadan ayıran başlıca özellikler şunlardır:
Katılım hususu: Geleneksel medyada izleyici, okuyucu ve dinleyici ile medya arasındaki mesafe sosyal medyada ortadan kalkmıştır. Sosyal medya, ilgili herkesi geri bildirim yapmaya yönlendirir.
Bir diğer husus açıklıktır. Sosyal medya; iletişim kurma, yorum yapma, bilgi paylaşma ve düşünceleri açıklamaya yönelik özelliklerin olduğu bir ortamdır.
Bir diğer husus etkileşim ve karşılıklı diyalogdur. Sosyal medyanın özü sosyalleşmek ve iletişim kurmaktır. Oysa geleneksel medya yayın yapmaya dayanır.
Burada şöyle bir örnek vermek istiyorum: Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele Tuuba filmini hepimiz izlemişizdir. Orada bir sahne vardır; belediye başkanı halka televizyonu anlatır ve Cem Yılmaz’ın bir repliği vardır: 'Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?' Burada karşılıklı etkileşim olacak mı mesajı verilmektedir. Televizyon geleneksel medya unsurudur ve burada etkileşim yoktur. Ancak sosyal medyada karşılıklı etkileşim vardır.
Bu nasıl gerçekleşir? Bir kullanıcı bir içeriği sosyal medyada paylaştığında, diğer kullanıcılar o içeriğe yorum yaparak ve beğenerek etkileşim sağlar ve bu etkileşim karşı tarafa yansır. Buna karşılıklı etkileşim diyoruz.
Bir diğer husus örgütlenme ve topluluktur. Ortak ilgi alanına sahip bireylerin gruplaşmasına ve birbirleriyle iletişime geçmesine olanak sağlar. Günümüzde Facebook gibi platformlarda aynı hobilere sahip kişiler gruplar kurmakta, aynı model araç sahipleri ya da aynı ilgi alanına sahip kişiler bir araya gelmektedir.
Peki sosyal medya kullanıcılarının motivasyonları nelerdir? Ekonomik getiri elde etme beklentisi bunlardan biridir. Bu madde tüm kullanıcılar için geçerli değildir; bazı kullanıcılar sosyal medyayı gelir elde etmek amacıyla kullanmaktadır. Bu kişiler influencer olarak adlandırılan dijital içerik üreticileridir.
Bu kullanıcılar, yüksek takipçi ve etkileşim sayılarıyla markalarla iş birliği yapmakta ve sponsorluk anlaşmaları yürütmektedir. Örneğin, bir influencer’ın Instagram’da paylaştığı bir Reels videosu başına 70.000 TL kazandığını ifade ettiği görülmüştür. Bu da dijital çağın getirdiği yeni meslek türlerini göstermektedir.
Ayrıca sosyal medya, yeni iş fırsatları elde etmek veya uzmanlık alanlarını paylaşarak statü kazanmak amacıyla da kullanılmaktadır. Özellikle LinkedIn platformunda bu durum yaygındır. Burada meslek sahipleri hem bağlantı kurmakta hem de profesyonel ilişkiler geliştirmektedir.
Bir diğer kullanıcı motivasyonu kişisel arşividir. Kullanıcılar yaşam deneyimlerini ve hatıralarını sosyal medya hesaplarında paylaşmaktadır. Eskiden fotoğraflar albümlerde saklanırken, günümüzde dijital ortamda depolanmaktadır. Örneğin bazı ebeveynler yeni doğan çocukları için sosyal medya hesapları açmakta ve bunları dijital bir hatıra olarak saklamaktadır.
Diğer motivasyonlar arasında eğlence ve zaman geçirme, bilgi yayma ve iletişim kurma yer almaktadır. İnsanlar sosyal medya aracılığıyla yeni insanlarla tanışmakta ve iletişim kurmaktadır. Günümüzde bazı ilişkiler sosyal medya üzerinden başlayıp evlilikle sonuçlanabilmektedir.
Sosyal medyanın temel özelliklerine geçmeden önce iki görsel dikkat çekmektedir. Üstteki görsel 2005 yılına, alttaki görsel ise 2013 yılına aittir. Papa seçimleri sırasında çekilen bu görüntülerde 2005 yılında insanların sadece izlediği, ancak 2013 yılında neredeyse herkesin elinde bir teknolojik cihaz olduğu görülmektedir. Bu durum dijitalleşmenin hızlı gelişimini göstermektedir.
Sosyal medyanın temel özellikleri arasında eş zamansızlık yer alır. Kullanıcılar diledikleri zaman ileti gönderip alabilirler. Kitlesizleştirme vardır; içerikler artık belirli bir kitleye değil, daha spesifik gruplara hitap etmektedir.
Sayısallık özelliği ile içeriklerin kaç kişiye ulaştığı, kaç beğeni ve yorum aldığı anlık olarak görülebilmektedir. Geleneksel medyada ise bu veriler reyting ve tiraj gibi yöntemlerle daha geç elde edilmekteydi.
İnternete bağlı olmak, ulaşılabilirlik ve etkileşim de diğer önemli özelliklerdir. Kullanıcılar içerik üretmekte ve içeriklere aktif şekilde katılmaktadır.
Yeni medya ile birlikte gazetecilik pratiğinde de önemli değişimler yaşanmıştır. Artık insanlar cep telefonlarıyla canlı yayın yapabilmekte, ses kaydı ve görüntü kaydı alabilmektedir.

Yeni medya araçları sayesinde geçmişte sadece okuyucu ve izleyici olan kitle, artık haber üretim sürecine de katılmaktadır. Bu durum vatandaş gazeteciliği kavramını ortaya çıkarmıştır.
Günümüzde insanlar olayları cep telefonlarıyla kaydetmekte ve sosyal medyada paylaşmaktadır. Ancak bu durum etik ve ahlaki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. İnsanlar bazen olaylara müdahale etmek yerine yalnızca kayıt yapmayı tercih etmektedir.
Örneğin, Mona Lisa tablosuna yönelik bir protesto sırasında tabloya pasta atıldığı anlar yaşanmış ve temizlik görevlisi tabloyu temizlerken birçok kişi bu anı kaydetmiştir. Bu olayın haberleşmesi sosyal medya üzerinden gerçekleşmiş, sosyal medyayı kullanmayan kişiler ise geleneksel medya aracılığıyla haberdar olmuştur." dedi.
Bir diğer husus eğlence ve zaman geçirme ve yine aynı zamanda bilgi yayma. Son olarak iletişim kurma hususu bulunmaktadır. Yeni insanlar tanıma, onlarla iletişim kurma amacıyla da insanlar sosyal medya hesabı açmaktadır. Tabii ki artık ilişkiler, bazı ilişkiler sosyal medya üzerinden de tanışılıp ileriki seviyelere götürülebiliyor.



