Sosyal güvenlik sisteminde bürokratik engeller ve denetim süreçleri vatandaşların mağduriyet yaşamasına yol açmaya devam ediyor. 2025 yılının Aralık ayında emeklilik işlemlerini tamamlamak amacıyla resmi kurumlara başvuran bir sigortalı, 2007 senesine ait 30 günlük çalışma süresinin incelemeye takılmasıyla büyük bir şok yaşadı. İlgili dönemde fiilen işte bulunulmasına karşın kurum denetmeni tarafından hazırlanan olumsuz rapor, tüm emeklilik hesaplarını altüst etti. Sürecin belirsiz bir tarihe uzamasıyla birlikte hakkını kaybetmek istemeyen vatandaş, mevzuatın getirdiği ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.

Sosyal güvenlik uzmanı Nergis Şimşek, bu tür karmaşık durumlarda mevzuat hükümlerinin sigortalı aleyhine işleyebileceğini dile getirdi. Bekleme süresi içinde tamamlanan yaş veya sigortalılık koşullarında takip eden ay başı dikkate alınırken, esas problemin prim günü eksikliği olduğu durumlarda farklı kurallar uygulanıyor. Denetmen kararıyla iptal edilen 1 aylık hizmet süresi neticesinde, başvuru yapıldığı tarihte kanunun aradığı asgari gün şartı ortadan kalkmış oluyor. Bu durum, ilk aşamada yapılan emeklilik talebinin kurum tarafından doğrudan reddedilmesine sebebiyet veriyor.

İsteğe Bağlı Prim Çözümü Geçmişe Dönük Kayıpları Telafi Etmiyor

İptal edilen prim günleri nedeniyle emeklilik hakkını kaybeden vatandaşlar için tek çıkış yolu eksik günleri tamamlamaktan geçiyor. Aradaki boşluğu kapatmak adına isteğe bağlı sigorta primi ödenmesi zorunlu hale gelirken, bu işlemin tamamlanması ve yeniden başvuru yapılması aylar alabiliyor. İşlemlerin uzaması sebebiyle arada geçen yaklaşık 5-6 aylık bekleme süresi, sigortalı için telafisi mümkün olmayan finansal zararlar doğuruyor. Mevzuata göre geriye dönük hak talebinde bulunulamadığı için vatandaşın aylar süren maaş alacağı tamamen ortadan kalkıyor.

Farklı kurumlar arasında prim ödemesi gerçekleştiren vatandaşların emeklilik statüleri de ayrı bir detay olarak dikkat çekiyor. 1974 yılının Mayıs ayında doğan, 1999 yılının Mart ayı ile 2017 yılının Aralık ayı arasında toplam 6500 gün memuriyet hizmeti bulunan bir vatandaşın durumu bu karmaşayı özetliyor. 2023 ile 2025 yılları arasında 700 gün boyunca Bağ-Kur kapsamında ödeme yapan ve ardından iş hayatını sonlandıran sigortalının hangi kanuna tabi olacağı merak konusu oldu. Birden fazla kurumda kaydı bulunanlar için 2829 sayılı kanunun 8. maddesindeki düzenlemeler esas alınıyor.

Farklı Kurum Çalışanlarında Son Yedi Yıllık Hizmet Esas Alınıyor

Yasal düzenlemelere göre sigortalıların son 2520 günlük fiili çalışma süresi içinde en çok hangi statüde prim ödediği tespit ediliyor. En fazla hizmetin bulunduğu kurumun kanun hükümleri, emeklilik şartlarının belirlenmesinde doğrudan belirleyici rol oynuyor. Geçmişinde hem Emekli Sandığı hem de Bağ-Kur kaydı yer alan vatandaşın son dönemdeki ağırlıklı hizmeti devlet memurluğunda geçtiği için tüm süreç 5434 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde yürütülüyor. Söz konusu sigortalının işe başlama tarihi 1999 yılının Mart ayı olduğundan, kendisi EYT düzenlemesi kapsamında değerlendiriliyor.

Bundan sonraki süreçte hiç prim ödemeden yani aktif olarak çalışmadan emekli olmayı hedefleyenleri ise zorlu şartlar bekliyor. Eski devlet memurluğu kanununa göre çalışmayı bırakan kişilerin ya 9000 tam günü tamamlaması ya da 61 yaşını doldurarak en az 5400 gün prim şartını sağlaması gerekiyor. Çalışmayı tamamen sonlandıran ve ilave prim ödemesi yapmayacak olan sigortalılar, mecburi olarak 61 yaş sınırını beklemek zorunda kalıyor. Bu durum, prim günü yeterli olsa bile yaş şartı nedeniyle emeklilik maaşının yıllar sonrasına ertelemesine yol açıyor.

Yetim Aylığı Almak İsteyen Kadınlara Çift Maaş İmkanı Tanınıyor

Sosyal güvenlik mevzuatı, ebeveynlerini kaybeden bakmakla yükümlü olunan çocukları koruma altına alan düzenlemeler barındırıyor. 2009 yılında SSK emeklisi olan babasını, yakın zamanda ise Bağ-Kur emeklisi olan annesini kaybeden bekâr bir kadının durumu yetim aylığı haklarını yeniden gündeme taşıdı. Her iki ebeveynin de vefat etmiş olması durumunda, çalışmayan ve evli olmayan kız çocuklarına çift maaş bağlanıp bağlanamayacağı hususu yasal çerçevede açıklık kazanıyor. Mevzuat, hak sahiplerinin ekonomik mağduriyet yaşamasını önlemek amacıyla belirli kriterler sunuyor.

5510 sayılı kanunun 34. maddesinde yer alan kurallara göre, 2008 yılının Ekim ayından sonra vefat eden anne ve babadan yetim aylığı alabilmek için bazı temel şartların karşılanması gerekiyor. Kız çocuklarının evli olmaması, boşanmış veya dul kalması, herhangi bir işte sigortalı olarak çalışmaması ve kendi sigortalılığı üzerinden emekli maaşı ya da gelir elde etmemesi şart koşuluyor. Bu koşulları taşıyan vatandaşlar, Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurarak mevzuatın izin verdiği sınırlar dahilinde vefateden ebeveynlerinin aylıklarından eş zamanlı olarak faydalanma hakkına sahip oluyor.

Şanlıurfa’da icradan ev satışı başlıyor: İlk artırma ekim ayında
Şanlıurfa’da icradan ev satışı başlıyor: İlk artırma ekim ayında
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım