Şanlıurfa'da Binicilik Ürünleri satışı yapan Mehmet Emin Karataş Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada; At bellemesi vardır atın sırtına koyarlar yazın güneş vurmasın, kışın üşümesin diye, atın sırtına meleke diye bir ürün vurulur, onu da binmek için alırlar, at hamutları alırlar genel de köylü vatandaşlarımız. At koşumu vardır, at dizgini vardır, at gözlüğü vardır ata takarlar ki sağdan, soldan araçlar geçince at korkmasın, ses fazla duymasın buna nazaren takarlar. Ağzına demir gelir o da kaçmasın, zapt olsun ata dair böyle ürünler var. Ata dair ürünlerimiz var, at arabasına dair ürünlerimiz var, örneğin at arabasının yüzlerce civatası var, 1 araba da 8 tane at arabası bilyesi vardır, yüzlerce civatası vardır. Greys yağı alırlar, kaynak alırlar, pompa alırlar, atın yüzlerce ürünleri var. Tabi baktığımız zaman Şanlıurfa"da bundan 20 – 30 sene önce bu kadar koşu atları yoktu ama şimdi daha çok koşu atları var, biliyorsunuz hipodrom var. Onlara daha değişik nal takarlar daha çok hafif nallar takarlar, bizim sattığımız nallarımız ağırdır ama koşu atlarına alüminyum nal takarlar. Şimdi diyebilirim ki Urfa"da merak olmuş artık birçok kişi de koşu atları var. Örneğin koşu atlarına takılan koşu atı terbiye yuvağı derler 50 lira, 60 lira arasında fiyatı vardır, atın bellemeleri var 100 lira, 150 lira civarında, atın hamutları 350 lira, 400 lira civarında zaten bu işi Şanlıurfa"da şehir merkezinde benim gibi yapan 10 kişi var ya da yoktur. Örneğin adam diyelim bakkal dükkanı var içerisine bir de 10 tane heybe koymuş böyle de var ama bizim işi yapan Beykapısı Mahallesinde 3 kişi var ama en eskisi benim.dedi.

Arap Atları

Orta doğu çöllerinin bir yerinde yüzyıllar önce, insan hayal gücünün ötesinde dünyadaki tüm at türlerinin etkisi altına alacak bir ırk türedi. Bugünkü adıyla Suriye, İran ve Irak"ta Dicle nehri boyundaki vahalarda ve Arap yarımadasının diğer bölgelerinde bu at türü gelişti. Bu tür Arap atı olarak tanımlandı.

Ertuğrul Güleç"e göre A. Azzaroli"nin An Early History of Horsemanship adlı kitabında Arap atının tarihinin Orta Çağda başladığı belirtilmektedir. Azzaroli"ye göre Araplar geçmiş zamanlarda bu atlardan yetiştirmişlerdi

Bu atların doğunun sıcakkanlı atlarına bağlı olduğu, fakat esas babalarının Arabistan kökenli değil Türkistan kökenli ve orta Asya"dan gelenler tarafından Mısır"da yetiştirildiği, ayrıca bu ırkın yaşayan en eski ve en asil ırklardan birisi olduğu belirtilmiştir.

Arap atının Orta Asya orijinli olduğu bu ata verilen isimden de anlaşılabilir. Genelde Ata Arapça Faras ya da Husan denilmesine rağmen Araplar tarafından en iyi ve asil atlara Türkçe kelime olan Atik ismi verilmektedir.

Selahattin Batu"ya göre ise Arap atının Arabistan mı yoksa Asya kökenli mi olduğu tam aydınlanamamış bir konu olsa da ikinci görüşü kabul etmek daha uygundur (Batu, 1962).

İbrahim Yarkın, bu günkü anlamda belirtilen Arap atının görülmediği dönemlerde hatta İslamiyet öncesinde Türkistan"ın Güneyi ve İran"ın Kuzey bölgelerinde asil doğu atı örnekleri yetiştirilmekte ve zamanla göç eden kavimlerle bu atlar Arap yarımadasına yayılarak günümüz Arap atlarının oluşturduklarını ifade etmektedir (Yarkın, 1953).

Bonnie L. Hendricks, yazmış olduğu International Encyclopedia of Horse Breeds adlı kitabında, Arap atının kökenini araştırırken önemli bir noktaya dikkat çekmiştir.

Dünyanın en eski atlarından olan Türkmen atı Ahalteke, Türkmenistan"a ait yerel bir at ırkıdır. Avrupa"nın ve Kuzey Afrika"nın binek atlarını bu Türkmen Atı doğrudan etkilemiştir. Dolaylı olarak da bütün dünya at ırklarına da çok büyük etkisi olmuştur. Türkmen atına eskiden Avrupa"da genellikle Türk Atı denmekteydi. Ancak bazı kayıtlarda Türkmen Atı, Arap Atı olarak da geçmektedir. Buna bir örnek vermek gerekirse dünyaca ünlü spor atı olan Alman Trakehner Atının soy kütüğünde en önemli aygırların ismi “Turk Main Atti” şeklinde yazılmakta ve soyu da Arap Atı soyu olarak belirtilmektedir. Bu atların Ahalteke atları olduğuna hiç şüphe yoktur. Yine İngiliz (Thoroughbred) Atının üç atasından biri olan Darley Arabian"ın pedigreesinde birçok Türkmen Atlarının çapraz melezlemeleri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Bonnie L. Hendricks, Avrupa"ya gelen birçok atın Araplardan temininin atların kökeni konusunda yanılgılara neden olduğunu ve Türkmen atlarının dünyaya Araplar tarafından satılması onların Arap Atı olarak belirtilmelerine neden olduğunu ifade etmektedir.

Günümüzde Arap Atları:

Tarihsel olarak Arap atı güzellik, akıl, cesaret, dayanıklılık ve duygusallık kavramları ile ünlendi. Çok eski zamanlardan bugüne insanlar ile yakın temas içinde bulunan Arap atı insanlarla arasında bir bağ oluşturdu. Nazik, zeki ve cana yakın olan bu hayvanlar tayken bile insanlardan korkmaz ve ani seslere tepki göstermezler. Araplar “Ghazu” denilen çöl savaşlarında hayatları ve varlıkları Arap atlarının hız ve dayanıklılıklarına bağlıydı. Bunun doğal bir sonucu olarak da kaliteli bir kan olarak tanındı. Elverişli koşullarda çiftleştirme ile saflığını korudu. Arap atının çiftleştirildiği her at türünde de kendine has özelliklerinin (hız, dayanıklılık, zarafet vs.) korunduğu gözlemlenmiştir.

Arap atları İngiltere"de Throroughbred"lerin kanına karıştılar. Rusya"da Orlov tırıs atlarına ve Kafkasya"da Terek atlarına katkı sağladı. Fransa"da ünlü Percheron atlarının oluşmasını sağladı. Amerika da ise Morgan atlarının atası oldu. İngiliz Thoroughbred ile çiftleşmesi sonucu Trotter atları oluştu. Arap ırkının diğer at ırklarından farkı seçici çiftleştirme yöntemi ile yetiştirilmemesidir. Diğer türlerde yetiştiricilik yapılabilmesi için o atın kaydının oluşturulması gerekir. Ancak Arap atları binlerce yıl boyunca safkanlığını koruduğu ve bu yönü ile tanındığı için Arap atlarında böyle bir uygulama gerekmemiştir.

Dayanıklılık yarışlarında en yüksek dereceler her zaman Arap atı binicileri tarafından kazanılmıştır. Günümüzde Arap atı yetiştiriciliğinin ve Arap atı Haralarının en gelişmiş olduğu ülkelerden birisi Amerika"dır.

Irkın Özellikleri:

Güzel gösterişli bir kafası, büyük gözleri, yukarıda toplanmış bir boynu vardır. Kuyruğu havada, sırtı kısa ve düz, göğsü kaslı ve geniştir. Bacakları kaslı, eklemleri güçlü açıkça görülebilen tendonları ve topukta genişleyen küçük toynakları vardır. Bütün at ırkları içerisinde "altın oran" sahibi nadir atlardan birisidir.

Alaca donlar dışında doru, kestane doru, kır, demir kır, yağız ve al gibi tüm donları mevcuttur. Yüzde ve bacaklarda nişaneler sıkça görülür. Derisi ince ve ipeksidir. Yele ve kuyrukları gürdür.

Kaynak: ŞANLIURFA GAZETESİ

Muhabir: Haber Merkezi