Kazancıoğlu; Zaten eskiden balıklıgöle hacılar geliyorlardı, ben çocuktum o zamanlar dedem de gitti, burası gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Hz. İbrahim Peygamberin makamıdır.

İsmail Kazancıoğlu Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ; Balıklıgöl gerçekten çok önemli bir yer yalnız biraz daha giyim kuşamla ilgili saygı göstermek lazım, açık giyinmenin buraya büyük bir eksisi var, yapmamalarını tavsiye ediyorum. Buraya gelirken biraz maneviyatını düşünerek gelsinler, burası sadece turistik bölge olarak görüldüğü zaman burası böyle bir ortamı kaldırmaz. Bu yüzden gelen misafirlere hassasiyet göstermelerini rica ediyoruz, bunu tavsiye ediyoruz özellikle rica ediyoruz bir Urfalı olarak. Zaten eskiden balıklıgöle hacılar geliyorlardı, ben çocuktum o zamanlar dedem de gitti, burası gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Hz. İbrahim Peygamberin makamıdır. Başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim sizlere, benim çocukluğum İstanbul"da geçti gelmiştim Urfa"ya daha sonra ve İstanbul"dan balık yakalamak için ağ almıştım, orada bir tane balık vardı yakaladım, götürdüm bakın yeminle konuşuyorum, bunu ailem biliyor. Allah"tan bir musibet geldi, beni karakola götürdüler, orada iyi bir dayak yedim çocuk olmama rağmen. Bu konuya hassasiyet göstermelerini tavsiye ediyorum, sizin aracılığınızla balıklıgöle ziyaret gelen misafirlerimize, kardeşlerimize bunu tavsiye ediyorum. Balıklıgöl de değerli zatlar var, şahsiyetler var, Urfa"mızın yetiştirdiği evliyalar, Allah dostları var, ben geliyorum oraya Fatiha okuyarak geçiyorum. Burada ellerimi sallayarak, arkama koyarak, ağzımda sigara olmaz, burada yatan evliyalara saygı gösterip girerken, çıkarken daha edepli, daha saygılı davranmamız lazım, bunu herkese tavsiye ediyorum. Hafife almamak lazım bir bakıyorsun göbeği açık, dekolteli bayanlar geliyor buraya ve ben gerçekten şaşırıyorum, hadi başı açık neyse ama biraz daha namahrem yerlerini örtmelerini ben tavsiye ediyorum.dedi.

İBRAHİM PEYGAMBER VE ŞANLIURFA

Efsaneye göre, Nemrud bir gece rüyasında tah­tının yıkıldığını ve hükümdârlığının sona erdiğini görür. Müneccimleri O'nun bu rüyasını "bu yıl bir çocuk doğacak, senin krallığına ve putperest dinine son verecek ve tek tanrılı dini getirecek" şeklinde yorumlar.

Bunun üzerine Nemrud, o yıl bütün hamile ka­dınların ve doğan çocukların öldürülmesini emre­der. İbrahim'e hamile olan Nuna hamileliğini giz­lemeyi başararak İbrahim'i bir mağarada gizlice doğurur. Bir rivayete göre 15 ay, diğer bir rivayete göre 7 sene bu mağarada gizlice yaşayan İbrahim baba evine döndü. Ancak, Allah'ın bir mücizesi ola­rak İbrahim yaşının çok üzerinde bir delikanlı gö­rünümünde idi. Hiç kimse O'nun Nemrud'un ço­cukları öldürdüğü yıllarda doğmuş olabileceğini düşünmüyordu.

Politeist inanca sahip Babillerde gök cisimlerinin tanrısal gücü olduğuna inanılıyor ve gök cisimlerini sembolize eden insan şeklindeki heykellere tapını­lıyordu. İbrahim, Nemrud ve halkının taptığı bu putlarla bakarak "Ey kavmim, bu gördüklerinizi ve taptığınız putlar hep yok olan varlıklardır. Ben bun­lara Allah diyemem. Allah; yerleri, gökleri ve ka­inatta var olan her şeyi yaratandır " diyerek insan­ları gerçek Allah'a ibâdet etmeye çağırdı. Putları kırıp parçalamaya başladı. (1994 yılında Balıklıgöl çevre düzenleme projesi harfiyatında bulunan ve Şanlıurfa Müzesi'ne götürülen gözleri obsidiyenli kalker heykelin Neoltik Çağ ya da Hz.İbrahim dö­nemine ait bir tanrı heykeli olduğu tahmin edilmek­tedir). Bunun üzerine Kral Nemrud İbrahim'i yaka­latarak bugünkü Şanlıurfa Kalesi'nin bulunduğu tepeden aşağıda yaktırdığı büyük ateşe attı. O sı­rada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verildi. Bunun üzerine ateş su (Halil-ür Rahman Gölü-Balıklıgöl), odunlar da balık oldu. Hz. İbrahim salimen bir gül bahçesi­nin içerisine düştü. Allah sevgili kulu ve peygam­beri Hz. İbrahim'i bir mûcize olarak korumuş ve yakmamıştı.

Rivayete göre Nemrud'un kızı Zeliha'da İbrahim'e inandığı için kendini O'nun peşinden ateşe attı ve düştüğü yerde "Ayn-ı Zeliha" gölü oluştu.

Hz. İbrahim'in doğduğu mağara, O'nun ve Zeliha'nın düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman (Balıklıgöl) ve Aynzeliha gölleri şehir merkezinde olup her yıl onbinlerce yerli ve yabancı turist tara­fından ziyaret edilmektedir. Her iki göldeki balıklar kutsal kabul edildiğinden yenilmemekte ve korun­maktadır.

Misafirleri çok seven ve misafirsiz sofraya otur­mayan Hz. İbrahim'in bu özelliği adeta günümüz­deki Şanlıurfalılara da yansımıştır. Zira, Şanlıurfa-lılar misafir ve ikram sevme özellikleriyle turistlerin büyük ölçüde takdirini kazanmışlardır.

Hz. İbrahim Şanlıurfa'dan Hicaz'a giderken bir süre Harran'da kalmış, bu nedenle Harran'a " İbrahim'in Şehri" denilmektedir. Bazı tarihi kaynak­lar Harran'da İbrahim Peygamber'in evinin ve mes­cidinin bulunduğu, O'nun otururken yaslandığı bir taşın mevcut olduğunu yazmaktadır.

Hz. İbrahim birinci evliliğini Sara ile Akçakale İlçesi yakınlarındaki su kaynağında yapmış ve bu evlilikten İshak adında bir oğlu olmuştur. Bu ne­denle günümüzde bu su kaynağına "Düğün Gözü-Düğün Pınarı" anlamına gelen Ayn El-Arus denil­mektedir. İkinci evliliğini Hacer ile yapan Hz. İbrahim'in bu evlilikten de İsmail adında bir erkek çocuğu olmuştur. Hz. İshak'ın soyundan Hz. Yakub ve İsrailoğullarına gönderilen birçok peygamber (Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun) gelmiştir. Hz. Hacer'den doğan Hz. İsmail'in soyundan ise İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (a.s.) gelmiştir. Bunun içindir ki Hz. İbrahim peygamberlerin atası olarak bilinmektedir.