Zaman geçiyor ve bitiyor bu dünya üzerindeki yolculuğumuz. Mutlu sonla biten bir hayat kuruyoruz düşlerimizde. Ama nafile, her geçen zaman ömrümüzden ömürler geçiyor.

Unutuyoruz; hayatımızı, anlarımızı, yanlışlarımızı, mazimizi ve üzerine sünger çekiyoruz geçen ömürlerimize. Unutmak iyidir, ama ders çıkarmamak en kötüsü. Yaptığımız doğruları, yanlışları, üzerinden geçerek geçirmiyoruz ömrümüzü. Başımızı yastığa koyduğumuz vakit; günümüzü elekten geçirmiyor, bilakis ne kadar yorgun bir gün geçirdiğimizi, gözlerimizin önünden bir film karesi gibi geçip gittiğini göremiyoruz.

Hayat bu kadar iyi değildir insana. Ders verir ama öğüt vermez. Öğüdü; sen içinden çıkıp alasın diye bir ukde bırakır ve alamıyoruz öğüdümüzü, düşünemiyoruz. Düşünmek; belki de unuttuğumuz hayatımızı bize yeniden canlandırıverir, ama düşünmek kelimesini duyuyoruz kulaklarımızda. Unutuyor insan, belki de bu dünyaya gönderiliş amacı unutmaktır. Evet, bende unutuyorum. İyi ki de unutuyorum. Yaptığım yanlışları bile unutuyorum ve bir daha tekrarlıyorum belki de. Nice tanıdığım güzel insanların yüzünü hatta ismini bile unutuyorum. Gözden ırak oldular ki, gönülden de ırak olmuşlar. Ama onları hatırladığım her vakit, kalbimde güzel duygular canlanıyor. Mazim canlanıyor gözlerimin önünde ve o ana gidiyorum. Birlikte yaptığımız hoş sohbetleri ve dinlediğimiz müziğin ritmini yakalıyor ayaklarım. Tam o an biterken kalbimden unuttuğum güzel insanlara bir selam gönderiyorum. Mesafeler uzasa da, kalpler hep birlik olurlar.

Belki de unutmak istediğimiz için unutuyoruz. Beynimizin bir yerinde anı olarak kalmasını istediğimiz şeyi kaydediyoruz ve unutmak istediğimizi belleğimiz hemen siliveriyor. O yüzden belki de, yaptığımız yanlışları gözümüzün önünde canlandıramıyoruz. Evet, bende böyle yapmak istiyorum, ama olmuyor. Düşünce âlemine girdiğim vakit; hepsi bir olup önüme çıkıveriyorlar. Beni bir köşeye çekip öldüresiye dövüyorlar. Yaptığım hataları tekrar canlandırıyorlar ve kalbimi bir kez daha kırıyorlar.

Kendimi düşünce âlemi içerisinde buluyorum. Her birini videoya çekmişim ve klasör halinde düşünce âlemimde kaydetmişim. Her yeni bir güne, yeni bir klasör ekliyorum. Bugün, bir klasör daha ekliyorum. Yeni klasör ve adına bir isim bulmam gerekiyor; BENİM TARİHİM CANLANIYOR. Yaptığım yanlışları tekrar gözden geçirme vaktinin geldiğini gösteriyor bu video bana. Ve dalıyorum düşünce âlemine ve bugünü kaydediyorum. Sanki daha önceden yaşanmış olayların tekrarı gibi... Arada farklılıklar seziyorum. Bazı yaptığım yanlışları tekrarlamamışım gibi, bu da bana yeni bir gün için güç veriyor.

Düşünce âleminden çıkıp, geceye bırakıyorum kendimi ve gökyüzünde bulutların arasında kendini gösteren ayın parlaklığı pencereme yansıyor. Penceremden içeriye gelen rüzgârın esintisiyle vücudum rengini buluyor. Yoldan geçen arabaların yüksek sesle çalan müziğine kaptırıyorum kendimi. Her çalan şarkının yanında arabaların yoldan geçerken lastiklerinin asfaltta oluşturdukları sesi dinliyorum. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor ve ben uykumun gelmesini bekliyorum. Yeni bir güne hazırlanmak için; uyku şart!