Değerli Dostlar;
Urfa ile ilgili yazdığım şiirlere dün yeni birini daha eklemek nasip oldu. Bugün de bu şiirimi sizlerle paylaşmak istedim.
Allah’a emanet olun.
URFAM-3
Hayatlı evleri, nehitten taşı
Eşsiz eserlerle mamur dört başı
On iki bin yıldan fazladır yaşı
Tarihten ezeli şehirdir Urfa’m
***
Kültürle yoğrulmuş bu şehrin harcı
Yârine şirindir, ağyara acı
Yiğide haz verir, namerde sancı
Dosta bal, düşmana zehirdir Urfa’m
***
Urfalı doğulur, sonra olunmaz
Bu şehrin dünyada dengi bulunmaz
Candan başka bedel ile alınmaz
Paha biçilemez mehirdir Urfa’m
***
Formasında renkler: yeşil, sarıyla
Karaköprü ve de Suruç narıyla
Labirent misali sokaklarıyla
Her yönüyle cazip, teşhirdir Urfa’m
***
Suyu ateştendir, çiçekler gülden
Balığı odundan, çamuru külden
Gören ayrılamaz Balıklıgölden
Mucizesi hâlâ zahirdir Urfa’m
***
Ün salmış Nabiyle edebiyatta
Önderi pek çoktur maneviyatta
Yedi peygamberle ilahiyatta
İlmen çok derin bir bahirdir Urfa’m
***
Kebabı yanında yayıktır ayran
Kaleye çıkılıp edilir seyran
Görenleri o an kendine hayran
Bırakıp şaşırtan, sihirdir Urfa’m
***
Ahali çalışır kendi halında
Gözü yoktur, olmaz; elin malında
Unutulmuş birçok sanat dalında
Doğuştan ustadır, mahirdir Urfa’m
***
Müzikte makamı ve güftesiyle
Sıra geceleri, çiğköftesiyle
Tanınır o billur, yanık sesiyle
Hoyratta nefesi, cehirdir Urfa’m
***
Namı yürümüştür civanmertlikte
Anlatılmaz öyle üç beş dörtlükte
Misafire ikram ve cömertlikte
Coşkuyla çağlayan, nehirdir Urfa’m
Taşı, toprağıyla tahirdir Urfa’m
ŞİİRDE GEÇEN BAZI KELİMELER
Hayatlı ev: Bahçesi içinde bulunan, avlulu ev
Nehit: Eski Urfa evlerinin yapısını oluşturan, yazın serin, kışın sıcak tutan bir taş türü.
Ağyar: Dost olmayan, yabancı kimse
Cehir: Yüksek sesle, bağırarak söylenen, dikkate değer, güzel
Zahir: Açık, net, bilinen, belli
Bahir: Deniz
Teşhir: Sergi
Hoyrat: Müzik dilinde genelde cinaslı manilerin yüksek sesle makamlı olarak söylenmesi.
Fahir: Şanlı
Tahir: Temiz