İş dünyasında geniş yankı uyandıran yeni yargı kararı ile birlikte satış hedeflerine bağlı olarak prim elde eden çalışanların tazminat hesaplama yöntemlerinde köklü bir değişime gidildi. Yüksek mahkeme, personelin her ay düzenli veya eşit miktarda prim almaması durumunda dahi bu ödemelerin kıdem tazminatı hesabından çıkarılamayacağına kesin olarak hükmetti. Yargıtay tarafından verilen bu kararla birlikte, çalışanların son 1 yılda elde ettiği tüm satış primlerinin 12 aya bölünerek aylık ortalamasının çıkarılması ve bu tutarın giydirilmiş brüt ücrete dahil edilmesi zorunlu hale getirildi.
İşverenler ve çalışanlar arasındaki tazminat uyuşmazlıklarına doğrudan yön verecek olan bu gelişme, şartları karşılayarak işinden ayrılan personelin çok daha yüksek miktarlarda tazminat alabilmesinin önünü açtı. Yerel mahkemelerin ve bölge adliye mahkemelerinin benzer dosyalardaki yaklaşımını değiştiren emsal karar, çalışma hayatındaki hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük bir adım olarak nitelendiriliyor. Ücret yapısı sabit maaş ve değişkene dayalı primlerden oluşan milyonlarca özel sektör çalışanı, artık işten ayrılış süreçlerinde son 12 aylık performanslarının karşılığını tazminatlarına yansıtabilecek.
Yerel Mahkemenin Hatalı Değerlendirmesi Yüksek Yargıdan Döndü
Dava konusu olan somut olayda, özel bir firmada temel ücretin yanında satış performansına bağlı olarak değişken miktarlarda prim alan bir personelin iş sözleşmesi sona erdi. Çalışanın bordrolarında "ÇPS Bonus" başlığı altında gösterilen ve sadece hedeflerin yakalandığı dönemlerde ödenen bu ek tutarlar, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından süreklilik arz etmediği gerekçesiyle tazminat matrahından çıkarıldı. Mahkeme, prim ödemelerinin her ay yapılmamasını ve tutarların sabit olmamasını gerekçe göstererek, bu ödemelerin arızi nitelikte olduğunu savundu.
İşçinin avukatları tarafından temyiz edilen dosya Yargıtay Hukuk Dairesi önüne geldiğinde ise hukuki süreç tamamen farklı bir boyut kazandı. Yüksek mahkeme yaptığı ayrıntılı incelemede, alt mahkemenin kararını hatalı bularak bozdu. Yargıtay, satış rakamlarına veya performans kriterlerine göre belirlenen primlerin değişkenlik göstermesinin, bu ödemelerin giydirilmiş ücret kapsamı dışında tutulması için geçerli bir hukuki gerekçe olamayacağını vurguladı. Bu kararla birlikte işverenlerin primleri tazminat matrahından çıkarma uygulaması hukuki dayanağını kaybetti.
Primlerin Tazminat Hesabına Dahil Edilme Yöntemi Netleşti
Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelerde, Yargıtay kararı doğrultusunda uygulanacak yeni hesaplama metodolojisinin detayları gün yüzüne çıktı. Yeni sisteme göre, personelin son 12 ay içerisinde aldığı tüm prim ödemeleri bordrolar üzerinden tek tek tespit ediliyor. Toplanan toplam prim miktarı 12 sayısına bölünerek aylık ortalama prim kazancı elde ediliyor. Bulunan bu ortalama tutar, çalışanın çıplak brüt maaşına eklenerek kıdem tazminatına esas teşkil edecek nihai giydirilmiş brüt ücret hesaplanıyor.
Örneğin, sabit maaşının yanı sıra yılın sadece 4 veya 5 ayında yüksek tutarlarda satış primi kazanmış bir çalışanın bu ödemeleri sıfır sayılmayacak. Son 12 ayda elde edilen toplam prim miktarı 12 aya eşit olarak dağıtılacak ve aylık giydirilmiş ücrete eklenecek. Bu hesaplama yöntemi sayesinde, uzun yıllardır aynı işyerinde çalışan ve dönemsel olarak yüksek prim geliri elde eden personelin alacağı toplam kıdem tazminatı miktarı binlerce lira artış gösterebilecek.
Yan Haklar Ve Değişken Ödemeler Giydirilmiş Ücretin Parçasıdır
Sosyal güvenlik ve iş hukuku uzmanları, kıdem tazminatı hesabında sadece çıplak maaşın değil, işçiye sağlanan para ve para ile ölçülebilen tüm süreklilik arz eden menfaatlerin dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor. İş Kanunu mevzuatına ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir ödemenin süreklilik taşıması için her ay aynı miktarda yapılması şart koşulmuyor. Yıl içinde düzenli aralıklarla veya belirli bir sisteme bağlı olarak ödenen her türlü performans, satış ve hedef primi giydirilmiş ücret kavramı içerisinde değerlendiriliyor.
Uzmanlar, işverenlerin maliyetleri düşürmek amacıyla prim ödemelerini tazminat hesabının dışında tutma eğiliminde olduğuna, ancak bu kararla birlikte hukuki çerçevenin netleştiğine dikkat çekiyor. Sadece satış primleri değil; yemek yardımı, yol ücreti, ikramiye, yakacak yardımı ve giyim yardımı gibi para ile ölçülebilen her türlü hak da tıpkı primler gibi son 1 yıldaki ortalamaları alınarak kıdem tazminatı matrahına eklenmek zorunda.
Çalışanların Hak Arama Süreçlerinde Dikkat Etmesi Gerekenler
İş sözleşmesi sona eren veya emeklilik, askerlik, evlilik gibi gerekçelerle kıdem tazminatına hak kazanarak işten ayrılan personelin bordrolarını ayrıntılı şekilde incelemesi büyük önem taşıyor. İşten ayrılış aşamasında imzalatılan ibraname ve tazminat bordrolarında, son 1 yılda alınan primlerin ortalamasının giydirilmiş ücrete dahil edilip edilmediği kontrol edilmelidir. Eksik hesaplama yapıldığının tespiti halinde, çalışanların yasal haklarını saklı tutarak ödemeyi kabul etmesi veya arabuluculuk sürecine başvurması gerekiyor.
Geriye dönük hak kayıpları için de hukuki yolların açık olduğu belirtiliyor. Zamanaşımı süresi içerisinde işten ayrılmış ve primleri kıdem tazminatına yansıtılmamış olan çalışanlar, eksik ödenen tazminat farkları için arabulucuya başvurarak veya dava açarak aradaki farkı talep etme hakkına sahip. Yargıtay'ın bu emsal kararı, benzer durumda olan tüm işçiler için güçlü bir hukuki dayanak oluşturuyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım