​Selamun aleyküm beyler, hanımlar... Bugün biraz canınızı sıkmaya, sizi şöyle bir oturduğunuz koltukta rahatsız etmeye geldim. Kusura bakmayın ama bazen doğruları duymak için birinin "hop hemşerim, ne yapıyorsun?" demesi gerekir.
​Konumuz; anne babalık adı altında sergilenen o meşhur "trip atma" müessesesi.
​Arkadaşlar, kendimize gelelim. Biz ne ara evladımıza küsecek kadar küçüldük? Anadolu’nun bağrından kopup gelmişiz, "evlat candır" diye büyütülmüşüz ama bakıyorum ki şimdi işler değişmiş. Çocuğuna günlerce, haftalarca, hatta aylarca surat asan, "hadi oradan" diyerek sırtını dönen anne babalar türedi. Yahu, o çocuk senin ciğerin! Sen koskoca adamsın, koskoca kadınsın; el kadar sabiye trip atmak, küsmek neyin nesi?
​"Ders Çalışmıyor Diye Bir Hafta Küs Kalmak Nedir?"
​En popüler bahanemiz de hazır: "Ders çalışmıyor." Çocuk denemeden düşük puan almış, matematik netleri yerlerde diye evde yas ilan ediliyor. Bir hafta boyunca çocukla tek kelime konuşmamak, ona bir "günaydın"ı çok görmek hangi ebeveynlik kitabında yazıyor? Siz sanıyor musunuz ki o sessizlik çocuğu hırslandırıyor? Hayır, o sessizlik sadece çocuğun içindeki o masum sevgiyi öldürüyor, onu sizden fersah fersah uzaklaştırıyor.
​Gelelim şu meşhur "Komşunun Oğlu" meselesine...
​Hepiniz birer kıyaslama uzmanı olmuşsunuz. "Bak, komşunun oğlu fen lisesini kazandı, sen ne yaptın?", "Ali’nin kızı tıp fakültesine gitti, sen hala oyun peşindesin."
​Bir an durun ve düşünün: O çocuk dönüp size, "Baba, komşunun babası daha lüks arabaya biniyor, sen niye binemiyorsun?" dese ne hissedersiniz? Ya da o evlat, "Anne, Ali’nin annesi senden daha güzel yemek yapıyor, daha bakımlı" diye yüzünüze vursa ortalık birbirine girmez mi? "Vay efendim, saygısız evlat!" diye ortalığı ayağa kaldırırsınız.
​Ama çocuk bunu yapmıyor. Çünkü o çocuk, yemin ediyorum sizden daha akıllı, daha vicdanlı. Sizi olduğunuz gibi, eksiklerinizle, hatalarınızla seviyor. Sizi kimseyle kıyaslamıyor. Sizin ona sunduğunuz ekmeği "niye komşununki gibi değil?" demeden yiyor.
​Şöyle Bir Titreyin ve Kendinize Gelin!
​Ebeveynlik; çocuk hata yaptığında sırtını dönüp gitmek, küsüp "trip atmak" değildir. Ebeveynlik; o çocuk düştüğünde elinden tutup kaldırmak, o denemeden düşük aldığında "canın sağ olsun, beraber hallederiz" diyebilmektir.
​Anadolu’da bir söz vardır: "Gönül köprüsü yıkılırsa, altından hiçbir su geçmez." Çocuklarınızla aranızdaki o gönül köprüsünü kendi ellerinizle yıkmayın. Yarın bir gün o çocuk büyüdüğünde, yanında sizi değil de o attığınız tripleri, o soğuk sessizlikleri hatırlarsa bunun vebalini ödeyemezsiniz.
​Silkelenin artık! Küslüğü, kıyaslamayı bırakın. Gidin o evladınızın boynuna sarılın. Unutmayın; siz onun hem limanı hem de pusulasısınız. Pusulası bozulan gemi, fırtınada boğulmaya mahkumdur.
​Hadi şimdi gidin ve çocuğunuzun gönlünü alın. Tabii eğer ondan daha çocuk değilseniz!
Fenomen Hoca
Turan Güneş