İsterseniz bu yazıyı çocuk yetiştirme rehberi gibi okuyun.
Ama dikkat edin… Bu rehberi gerçekten uygularsanız, elinizde çocuk değil; zamanı geldiğinde pimi çekilecek bir “öfke” yetiştirirsiniz.
Başlayalım.
Her ağladığında istediğini alın.
Ağlamak onun diliyse, siz tercümanı olun. Daha konuşmayı öğrenmeden “istediğim olur” cümlesini ezberlesin. Sabır nedir bilmesin. Beklemek mi? O da ne?
Asla “hayır” demeyin.
Çünkü “hayır” duyan çocuk sınır öğrenir. Sınır öğrenen çocuk da kendini tutmayı öğrenir. Aman dikkat… Siz sınır koymayın ki o da kendini kontrol etmeyi öğrenmesin.
Öğretmeniyle en ufak bir problemde okula koşun.
Dinlemeyin, araştırmayın. Doğru mu yanlış mı bakmayın.
Direkt suçlayın.
Gerekirse CİMER’e yazın, valiliğe şikayet edin.
Çocuk şunu öğrensin:
“Ben hata yapmam. Hata varsa, mutlaka karşımdaki yapmıştır.”
Sorumluluk vermeyin.
Odası dağınık mı? Siz toplayın.
Ödevi mi var? Siz hatırlatın, siz yaptırın.
Hatta mümkünse siz yapın.
Çünkü sorumluluk alan çocuk büyür… Siz büyümesini istemiyorsunuz.
Onu asla eleştirmeyin.
Yanlış yaptığında bile “Sen mükemmelsin” deyin.
Kusursuz olduğunu düşünen bir çocuk, ilk gerçek hayat tokadında ne yapar biliyor musunuz?
Ya yıkılır… ya da kırar.
Mahalleyi, sokağı, akrabayı hayatından çıkarın.
Eskiden bir çocuk sadece annesinden babasından değil, komşudan, bakkaldan, mahalle büyüğünden de “ayar” alırdı.
Şimdi kimse karışmasın.
Çocuk sadece kendi dünyasının kralı olsun.
Ekranı susturucu olarak kullanın.
Ağladı mı? Telefon ver.
Sıkıldı mı? Tablet ver.
Gerçek hayatta sabretmeyi öğrenemesin; sanal dünyada anında tatmine alışsın.
Onun yerine karar verin ama sonuçlarını ona yüklemeyin.
Yanlış seçimler yapsın ama bedelini hiç ödemesin.
Çünkü bedel ödemeyen insan, sınır tanımayan insana dönüşür.
Kıyas yapın ama yanlış yerden.
“Bak komşunun çocuğu…” diye başlayın.
Ama asla “Nasıl daha iyi insan olur?” diye bitirmeyin.
Sadece yarıştırın, sadece baskı kurun.
Ve en önemlisi…
Sevgiyi şartlı verin.
Başarınca sevin, başaramayınca yüz çevirin.
Çocuk şunu öğrensin:
“Ben olduğum için değil, yaptığım kadar değerliyim.”
Sonra büyür o çocuk.
Bir gün biri ona “hayır” dediğinde…
Bir öğretmen sınır koyduğunda…
Bir arkadaş “dur” dediğinde…
İçinde yıllarca büyüttüğünüz o sınırsızlık, o kontrolsüzlük, o öfke…
Bir anda dışarı çıkar.
Hepimiz şaşırırız:
“Bu çocuk nasıl böyle oldu?”
Oysa cevap çok basit:
Biz onu böyle yetiştirdik.
Anadolu’da bir söz vardır:
“Çocuk, dizinin dibinde değil; gönlünün içinde büyür.”
Ama biz gönül vermeyi unutup, her istediğini vermeyi marifet sandık.
Şimdi soruyu tersinden soralım:
Gerçekten bir çocuk yetiştirmek mi istiyorsunuz…
Yoksa sadece büyüyen bir öfke mi?
Bir Çocuğu El Bombasına Dönüştürmenin 10 Garantili Yolu”
Turan Güneş
Yorumlar
Trend Haberler
Şanlıurfa'da İlkokula Silahlı Saldırı: 4 Yaralı çatışma devam ediyor
Şanlıurfa’da eve giderken genç bıçakla öldürüldü
Dar Gelirli Ailelere Sabah Müjdesi Geldi: 6 Bin TL Verilecek
Silahlı saldırı olayı ile ilgili 4 kişi görevden uzaklaştırılırken, 1 kişi de gözaltına alındı
Birecik’te Vatandaşlar balçık nedeniyle Mezarlıklar İçin Seferber Oldu
Çocuğu Olan Ailelere Aylık 6.500 TL Destek Ödemesi