Sosyal güvenlik sisteminde uzun yıllar boyunca ter döküp emeklilik hayali kuran milyonlarca çalışan için başvuru sürecindeki teknik ayrıntılar büyük bir önem taşıyor. Özellikle çalışma hayatı boyunca birden fazla statüde prim ödemiş olan vatandaşların izleyeceği yol ve yapacağı hamleler, bağlanacak olan maaşın miktarı ile emeklilik zamanını doğrudan etkiliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu uzmanı Nergis Şimşek, birden fazla kuruma bağlı olarak çalışan bir sigortalının sorusu üzerine yaptığı açıklamalarda, emeklilik statüsünün belirlenmesinde rol oynayan kritik düzenlemeleri ve aylık bağlama oranlarının nasıl hesaplandığını kamuoyuyla paylaştı.
Farklı kurumlar arasında mekik dokuyan sigortalıların hak kaybına uğramaması adına mevzuattaki hassas dengelere dikkat çeken uzmanlar, emeklilik dilekçesi verilmeden önce çalışma geçmişinin titizlikle analiz edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Emekli Sandığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu yani 4A statüsü arasında hizmet geçmişi bulunan vatandaşların hangi kurumdan emekli olacağı tamamen yasalardaki belirli gün sayılarına göre şekilleniyor. Yanlış bir zamanda atılacak olan adım veya eksik bilinen bir kural, çalışanların çok daha uzun süre beklemesine ya da beklediğinden daha düşük bir gelir elde etmesine yol açabiliyor.
Emeklilik Kurumunu Belirleyen Yasal Çerçeve Ve Son 7 Yıl Kuralı
Sosyal güvenlik mevzuatında birden fazla statüde primi bulunan sigortalılar için uygulanan kurallar 2829 sayılı Kanun çerçevesinde net bir biçimde çiziliyor. 2008 yılı Ekim ayından önce sigortalı olarak çalışma hayatına başlayan ve hem memuriyet hem de işçilik geçmişi bulunan kişilerin hangi kurum üzerinden emekli edileceği belirlenirken hizmet süresinin son dönemine bakılıyor. İlgili yasal düzenlemenin 8. maddesi uyarınca, bir çalışanın fiili hizmet süresi içerisindeki son 7 yılı yani toplamda 2520 günlük süresi detaylı bir incelemeye tabi tutuluyor.
Bu 2520 günlük zaman dilimi içerisinde en fazla hangi statüde prim ödenmişse emeklilik işlemleri de doğrudan o kurum üzerinden yürütülüyor. Son 7 yıllık süreçte en az 1260 gün yani 3,5 yıl boyunca hangi kuruma prim yatırılmışsa sigortalının emeklilik hakları o kurumun şartlarına göre şekil alıyor. Özel bir örnek üzerinden durumu açıklayan uzmanlar, geçmişinde 8785 gün prim ödemesi bulunan ve 46 yaşında olan bir sigortalının Emekli Sandığı şartlarını sağlayamaması sebebiyle son 3,5 yılında SSK statüsüne geçerek buradan yaşlılık aylığı almaya hak kazandığını belirtiyor.
Sosyal Güvenlik Kurumunun Başvuru Ve Resen Aylık Bağlama Prosedürü
Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde yürütülen iş ve işlemlerde sigortalının kendi iradesi ve yazılı müracaatı temel şart olarak kabul ediliyor. Kurumun vatandaşların durumunu otomatik olarak takip edip resen aylık bağlama gibi bir yetkisi ya da uygulaması bulunmuyor. Emeklilik şartlarını tam anlamıyla yerine getirmiş olan bir çalışanın dahi mutlaka resmi bir başvuru formu doldurarak kuruma yazılı talepte bulunması gerekiyor.
Aylık bağlama sürecinde yapılan incelemelerde, kişilerin prim gün sayıları, yaş kriterleri ve sigortalılık süreleri tek tek kontrol ediliyor. Eğer çalışan gerekli şartları sağladığı halde yazılı bir bildirimde bulunmazsa emeklilik işlemleri başlatılmıyor. Bu nedenle çalışma hayatını noktalamak ve emekli aylığına kavuşmak isteyen vatandaşların Sosyal Güvenlik Kurumu merkezlerine bizzat giderek veya elektronik sistemler üzerinden resmi dilekçelerini iletmeleri büyük bir zorunluluk taşıyor.
Üçlü Karma Hesaplama Sistemi Ve Aylık Bağlama Oranları
Çalışma hayatına 2000 yılından önce başlayan ve emeklilik başvurusunu 2008 yılı Ekim ayından sonra gerçekleştiren vatandaşlar için oldukça karmaşık bir maaş hesaplama modeli uygulanıyor. Sosyal güvenlik sisteminde yaşanan mevzuat değişiklikleri sebebiyle bu durumdaki sigortalılara Gösterge, 4447 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun esaslarından oluşan üçlü karma hesaplama sistemi tatbik ediliyor. Çalışılan dönemin şartlarına göre üç farklı zaman dilimi için ayrı ayrı Aylık Bağlama Oranı yani ABO değerleri tespit ediliyor.
Hesaplama sürecinde ilk dönem olan 2000 yılı öncesindeki çalışmalar için üst gösterge tablosu esas alınırken 5000 primi aşan her 240 gün için ilave puanlar ekleniyor. İncelenen somut olayda 8785 prim günü bulunan bir vatandaşın 2000 öncesi döneme ait Aylık Bağlama Oranı yüzde 71,9 olarak gerçekleşiyor. Bu yüksek oran, 2000 öncesi çalışmaların emekli maaşı üzerindeki olumlu ve arttırıcı etkisini net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Derecelendirme Kriterleri Ve Dönemsel Katsayı Farklılıkları
Karma sistemin ikinci ayağını oluşturan 2000 ile 2008 yılı Eylül ayı arasındaki dönemde ise farklı katsayılar ve dereceleme sistemleri devreye giriyor. Bu zaman dilimindeki prim ödemelerinde ilk 3600 gün ve devamındaki gün dilimleri için ayrı katsayılar belirlenerek oranlar tespit ediliyor. Her bir dönemin kendi ekonomisine ve yasal düzenlemesine göre belirlenen bu katsayılar, sigortalının toplam emekli aylığının ana gövdesini oluşturuyor.
Sonuç olarak 2008 yılı Ekim ayından sonraki dönem de işin içine katılarak üç ayrı dönemin bileşkesi üzerinden nihai emekli maaşı ortaya çıkarılıyor. Çalışanların prim ödediği yıllardaki kazanç tutarları ve gün sayıları bu oranlar üzerinden maaşlara yansıtılıyor. Dolayısıyla emeklilik dilekçesi vermeyi düşünen vatandaşların sadece prim gün sayısına değil, primlerin hangi yıllarda ve hangi statüde ödendiğine son derece dikkat etmesi gerekiyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım



