Hukuk dünyasında geniş yankı uyandıran süreç, henüz 16 yaşındayken bir işletmede çırak olarak görev yapan bir vatandaşın, fiili çalışmasının tespiti amacıyla açtığı hizmet davasıyla resmiyet kazandı. Davacı, o dönemde sadece teorik ya da pratik bir eğitim almadığını, doğrudan bir işçi gibi üretim sürecine katılarak emek verdiğini belirtti. İlk derece mahkemesi, sunulan delilleri ve şahit ifadelerini haklı bularak çalışanın sadece öğrenci statüsünde kalamayacağına ve bu sürelerin uzun vadeli sigorta kollarına dahil edilmesi gerektiğine hükmetti.

Yerel mahkemenin verdiği bu ezber bozan kararın ardından dosya, nihai değerlendirme için Yargıtay’ın ilgili dairesine taşındı. Yüksek mahkeme, yerel mahkemenin hizmet tespiti noktasında yaptığı araştırmaların derinleştirilmesi ve eksik incelemelerin giderilmesi gerektiğine vurgu yaparak kararı bozdu. Bu bozma kararı her ne kadar davanın henüz tamamen sonuçlanmadığını gösterse de, geçmişte benzer şartlar altında çalışıp primleri eksik yatırılan yüz binlerce işçi için izlenecek hukuki yol haritasını net bir şekilde ortaya koydu.

Sosyal Güvenlik Alanındaki Uzmanların Karar Üzerine Değerlendirmeleri

Yargının attığı bu adım, sosyal güvenlik politikalarını yakından takip eden uzmanlar tarafından mercek altına alındı. Süreci değerlendiren uzman isimler, mahkemeler kanalıyla hak arayan bireyler için bu davanın ve Yargıtay’ın yaklaşımının tarihi bir referans noktası teşkil ettiğini savunuyor. Özellikle hizmet tespit davalarında karşılaşılan en büyük engellerden biri olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin, aynı iş yerinde kesintisiz çalışmaya devam eden kişiler için geçerli olmayışı, eski çırakların elini hukuki zeminde oldukça güçlendiriyor.

Akçakale Yolu'nda çalışmalar sürüyor: DSİ ve Karayolları ekipleri sahada
Akçakale Yolu'nda çalışmalar sürüyor: DSİ ve Karayolları ekipleri sahada
İçeriği Görüntüle

Analistler, iş yerindeki fiili çalışma durumunun somut belgelerle ve şahitlerle kanıtlanması halinde, geçmişe dönük hak kazanımlarının önünün açılabileceğine dikkat çekiyor. Yüksek mahkemenin inceleme standartlarını yükseltmesi, bundan sonra açılacak davalarda daha titiz ve sonuca yönelik araştırmaların yapılmasını zorunlu kılacak. Bu durum, adliyelerde staj ve çıraklık odaklı dava yoğunluğunun önümüzdeki dönemde %35,0 oranında artabileceğine dair öngörüleri de beraberinde getiriyor.

Mevcut Kanuni Altyapı Ve Kalıcı Çözüm Beklentileri

Yargı cephesindeki hareketliliğe karşın, mevcut yasal mevzuatın sınırları nedeniyle kesin bir başarı elde etmenin sadece mahkeme salonlarında mümkün olamayacağını düşünen uzmanlar da bulunuyor. Geçmiş yıllarda devletin topladığı prim ödemelerinin sadece iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi kısa vadeli riskleri koruma altına aldığı biliniyor. Bu sebeple, yaşlılık ve emeklilik primlerinin o dönemde fona aktarılmamış olması, mevcut kanunlar kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun doğrudan işlem yapmasını zorlaştırıyor.

Bu noktada sistem içerisindeki uygulamalarda tam bir eşitliğin sağlanması gerektiği fikri ağırlık kazanıyor. Örneğin hukuk dünyasında avukatlık stajı yapanlara ya da doktorlara tanınan geriye dönük borçlanma haklarının, sanayi sitelerinde ve atölyelerde ter döken çıraklara da tanınması toplumsal adalet açısından talep ediliyor. Mevcut idari pratiklerle bu düğümün çözülmesinin zor olduğu, %100,0 kalıcı bir çözüm için parlamentonun yeni bir yasal düzenlemeyi hayata geçirmesinin en sağlıklı yol olduğu belirtiliyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım