Sosyal medyada, “MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in ölüm yıldönümü dolayısıyla yapılacak olan programa tüm halkımız davetlidir.” tarzındaki metinleri görmeye başlayınca o kara günün yani 4 Nisanın yaklaştığını hemen anlıyoruz.

Fakat Alparslan Türkeş’ten sadece bir partinin eski genel başkanı olarak bahsetmek; onu yeterince tanımamış, fikirlerini anlayamamış, ülküsünden habersiz, hedeflerinden, vizyonundan ve misyonundan habersiz sıradan insanlara mahsustur.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, 12 Cumhurbaşkanı, 27 Başbakan, 31 Genel Kurmay Başkanı, 47 İçişleri Bakanı, 67 Dışişleri Bakanı görev yapmıştır. Şu anda siyasetle ve güncel olaylarla alakalı, genel kültürü en yüksek vatandaşımıza bile sorsanız, geçmişte görev yapmış olan Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, İçişleri ve Dışişleri Bakanlarından birçoğunu hatırlamaz.

Ama kırsaldaki en ücra dağ köyüne bile gitsek, hayatı boyunca beş defa şehre inmemiş bir dedeye, nineye “Türkeş kimdir?” diye sorsak, tanır, bilir ve iyi bahsederler…

Alparslan Türkeş bu ülkede cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı yapmadı, iki defa kısa süreli başbakan yardımcılığı görevinde bulundu.

Ama Alparslan Türkeş, kitap sayfaları arasında sıkışıp kalan, salonlarda, akademik çevrelerde taraftar bulsa bile halka inememiş olan Türk milliyetçiliği fikir sisteminin etrafını Dokuz Işık Milli Doktrini ile çerçeveleyerek bu doğrultuda Türkçü bir nesil yetiştirmek üzere,

Ülkü Ocakları, Ülkü-Bir, Pol-Bir, Ülkü-Han, Ülkücü Esnaflar, Ülkü-Tek, Ülkücü İşçiler, Ülkücü Memurlar ve Ülkücü Köylüler gibi toplumun her kesimine hitap eden onlarca teşkilat kurdu. Bununla da yetinmedi, Avrupa’daki Türk işçileri bir araya toplamak için de Avrupa Türk Federasyonlarını hayata geçirdi.

Sadece on yıl içinde bakkaldan doktora, çiftçiden mühendise, esnaftan memura kadar her meslek grubundan milyonlarca ülkücü yetişti.

Alparslan Türkeş’in kitabında durmak, dinlenmek, yorulmak, yılmak, bıkmak kelimelerine yer yoktu. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, düşman ne kadar sinsi olursa olsun, imkânlar ne kadar kısıtlı olursa olsun başarmaya azmetmiş bir liderdi.

Bir dönem Başbakanlık Müsteşarı, iki dönem de Başbakan Yardımcılığı yaptığı süre içerisinde, Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Toprak Reformu Müsteşarlığı, Ordu Yardımlaşma Kurumu, Türk Hukuk Enstitüsü isimli kurumları bizzat kurdu veya kuruluşlarına destek oldu.

Birinci Dağlık Karabağ savaşı sırasında Azerbaycanlı soydaşlarımıza eğitim vermek ve destek olmak amacıyla, Rüzgar Birliği adında 500 kişilik özel bir birlik kurarak cephede ve karargahta hizmet vermesini sağladı.

Irak işgali altındaki Musul, Kerkük, Telafer, Erbil, Tuzhurmatu, Kifri, Hanekin ve Mendeli şehirlerindeki Türkmen soydaşlarımıza maddi, manevi, silah ve mühimmat desteğini ömrü boyunca devam ettirdi.

Bosna ve Kosova’daki soydaşlarımıza moral ve teknik destek vermek amacıyla özel yetiştirdiği çok sayıda savaşçı bozkurdunu gönderdi.

Beşar Esat’ın zulmü altında inleyen Suriye Türkmenlerine destek olmak için Halep, Lazkiye, Humus, Hama, Rakka ve İdlib şehirlerine özel kuryeleriyle çeşitli ihtiyaç malzemeleri gönderdi.

İran işgali altındaki Güney Azerbaycan Türklerine asıllarını unutmamaları için yetişmiş ülkücü akademisyen aracılığıyla kitap, dergi, kaset gönderdi. Gizli seminerler verdirdi.

Komünist Çin işgali altındaki Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın sesini dünyaya duyurabilmek için yoğun çaba harcadı. Türkiye’ye gelen Doğu Türkistanlıların vatandaşlık almalarına aracılık etti.

Dünyanın neresinde bir Türk varsa, onun kalbi orada atardı. Ezilen, işkence gören, sömürülen her Türk’e yardım elini uzattı.

Bütün dünya Alparslan Türkeş adını tanımış, neler yapabileceğini anlamıştı. Adriyatik’ten Çin’e kadar dünya üzerindeki Türkler kendisine Başbuğ ünvanını vermişti.

O artık sadece siyasi bir lider değil, Türk dünyasının Başbuğu idi…

Başbuğ Türkeş, Turan’a doğru adım adım ilerlerken haramiler tarafından kervanı basıldı. TSK’ya sızmış Amerikan uşakları 12 Eylül 1980 gecesi darbe yaptı.

Ordu içindeki ülkücü subayların “seni yurtdışına kaçıralım” teklifini reddederek evlatlarıyla birlikte hapis yattı, idamla yargılandı, 4,5 yıl cezaevi yattıktan sonra tahliye edildiğinde “nerede kalmıştık” diyerek mücadelesine devam etti.

Rumların Kıbrıs’ta sınır ihlali teşebbüslerine son vermek için Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın davetiyle yüzlerce savaşçı sivil ülkücü genci Derinya sınır kapısına indirdi.

“Türkiye’de solun azması sebebiyle sağ ile olan kavgamızı şimdilik erteliyoruz” diyerek MHP’nin sağcı bir parti olmadığını, ülkücü, Türkçü bir fikir partisi olduğunu açıkça ilan etti.

Hiç makamda oturup, konfor içinde gününü gün etmeyi düşünmedi. Neredeyse ayak basmadığı il, ilçe kalmadı. Velisiyle, delisiyle yetiştirdiği milyonlarca ülkücünün cenazesinde, taziyesinde, düğününde yanlarında olmaya çalıştı.

Siyasi çalışmalar için gittiği her il, ilçe ve beldede miting yaptı. Kahvehane toplantıları düzenledi. Salonlara, odalara kapanıp yazılı basın açıklaması yapmadı. Her yerde, herkese kutlu davasını anlattı.

Türkiye’nin her şehrinde isim olarak tanıdığı, haberleştiği, görüştüğü evlatları vardı. Bu sayede sürekli olarak ülkücü teşkilatlar hakkında doğru, hızlı ve sağlıklı istihbarat alıyordu.

Başbuğ Türkeş 32 yıl boyunca teşkilata adaletle, dirayetle hükmetti. Bölünmeye, parçalanmaya, dedikoduya, iftiraya, argoya izin vermedi.

80 yaşında olmasına rağmen kalp krizi geçirerek vefat ettiği 4 Nisan 1997 günü bile farklı şehirlerde programlara katılmış, son olarak akşamüzeri Ankara’da bir nişan töreninde yüzükleri takmıştı.

Türk milleti ve ülkücü hareket Başbuğ Türkeş’i öylesine bağrına basmıştı ki, vefatının üzerinden 29 yıl geçtiği halde her yıl 4 Nisan’da binlerce farklı noktada anma törenleri düzenleniyor.

Ülkücü teşkilatlardan ricam; önümüzdeki yıldan itibaren, Başbuğ Türkeş’i anma haftası adı altında, bir hafta süreyle, Konferans, Afiş Tasarım Yarışması, Şiir Yarışması, Mektup Yarışması, Bilgi Yarışması, Fotoğraf Sergisi, Maraton Koşusu, Tiyatro Gösterimi, 100 öğrenciye ulaşım bursu, Dokuz Işık'ın Güncellenmesi Paneli, Mangala Şampiyonası gibi eylemlerle bir hafta süresince dağa taşa ve gönüllere Başbuğ Alparslan Türkeş adını kazıyalım.