Gökyüzünde kara bulutların arasında yoğunlaştım. Arkadaşlarım ile birlikte semada daireler çizdikten sonra, toprağa doğru süzülüyorduk. Rüzgarın etkisiyle hızımız azalıyordu. En önce başlayan bile, havada asılı kalmıştı.
İddiaya girmiştik; 'kim daha önce toprağa düşecek’ diye.
Toprağa doğru yol alıyordum. 'Önce ben düşmeliyim’ dediğim sırada, kendimi hırsın girdabında buldum.
Hayaller kurmuştum kendime.
Toprağa düşüp, arkadaşlarım ile birlikte toprağı nemlendirecektim. Ona hayat verip, çiçekler açacaktı. Üzerinde yeşillikler abidesi oluşacaktı. Onları hayvanlar yiyecekti. Dünya üzerindeki bütün canlılara; hayat verecektim. Onları hiç olmadığı kadar mutlu edecektim. Bunları düşündüğüm vakit kendimi; toprakta değil de, bir insanın yanağının üzerinde buldum. Zamansız oldu her şey ve bir anda gelişti. Arkadaşlarım yoktu ve ben; yalnızdım. İnsan denilen varlığın üzerinde; öylece kalakalmıştım.
Erimeye başladım yavaş yavaş. Önce kardım, sonra bir yağmur damlasına dönüştüm. Dönüşüm, öyle kolay olmadı. İnsanın yüzündeki sıcaklık; benim her tarafımı kaplamıştı. Birlikte verdiğimiz ısı alış verişi beni; hazırlıksız yakalamıştı. Onun tenindeki ısı; benim erimeme sebep olmuştu. Onun vücut sıcaklığı; benim vücut sıcaklığıma karşı galip gelmişti. Yavaş yavaş kendimi kaybetmeye başladım. Önce ayaklarımı, sonrada kollarımı hissetmemeye başladım.
Vücudum, yağmur damlasına dönüşürken ben; hayallerime yandım. Yitip giden hayallerin arasında bana kalan; yalnızlık…
Kar yağan günlerde sokağa çıkıp, temiz havayı; akciğerlerimi doldurana kadar içime çekmek hasretiyle yanıp tutuştum. Üzerime düşen her bir tanesini hissediyordum. Arkadaşlarla kartopu oynadığım günleri özledim.
Hatıralarımdan bana kalan; o günlere duyulan özlem…
saygılarımla….
Allaha emanet olun…