Değerli okurum,
Tam dört yıl önce (22.04.2022) kaleme aldığımız “Psikopat Bir Gençlik Geliyor” başlıklı köşe yazımız bu sütunlardan yayınlanmıştı.
Okuyan olmuş muydu, bilmiyorum ama son yaşayan olaylara bakılınca dikkate alınmadığı net olarak görünüyor.

Hepimizin yüreğini yakan okul baskınları sonrası bir kez daha gündeme getirmek istedim…
Bizim dört yıl önce yazarak uyardığımız bir konuda kan döküldükten ve dokuz canımız gittikten sonra herkes açıklama yapmaya, yorum yapmaya başladı…
Tabi açıklamaların, yorumların yanı sıra atılan somut adımlar da var. Mesela, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlarının başkanlığında “Okul Güvenliği Toplantısı” yapıldı.

Yetkili ağızlarca açıklanan, okul çevresinde güvenlik için çok katmanlı eylem planı hazırlanırken, gençliğimizin büyük tehlike altında olmasının sebebi olarak gördüğüm ve aşağıya sıraladığım konu başlıklarının dikkate alınmasını istirham ediyorum:

Bazı televizyon kanallarının kanalizasyona dönmüş olması,
Mafya, aşiret ve -sözde- derin devlet konulu diziler,
Gündüz programlarında işlenen akla zarar konular,
Bilgisayar oyunları,
Sanal kumar,
Yasadışı bahis,
Okullarda disiplinin bitmiş olması,
Ailelerin çocuklarına zaman ayırmaması,
Sosyal medya sitelerinin amacı dışında kullanılması,
Tiktok vb. sitelerdeki platformlar,
Ham gençlerin pişmesini sağlayan askerlik süresinin kısalması,
Ahilik kültürünün zayıflaması,
Usta çırak hiyerarşisinin bitmesi,
Beş, altı ve daha fazla lisenin bir araya toplandığı kampüsler,
İhtiyaçtan fazla üniversite ve bölüm açılması,
Üniversiteye giriş puanlarının aşağı çekilmesi,
İş bulmanın güçleşmesi,
İş sınavlarında liyakat yerine mülakatın esas alınması,
Uyuşturucu ve çeşitlerinin kullanımının yaygınlaşması,
Silaha ulaşımın kolaylaşması,
Üçüncü dünya ülkelerinden gelen mültecilerin kültürümüzü olumsuz etkilemesi,
Cezalarda yapılan aşırı indirimlerin toplumda cezasızlık algısının oluşmasına sebep olması,
60, 70, 80 ve daha fazla suç kaydı olan ve suç işlemeye meyilli tiplerin sokaklarda gezmesi,
Okul ve iş hayatında olmayan “ev genci” olarak tabir edilenlerin sayısının milyonlarla ifade edilmesi,
Ehliyetsiz ve liyakatsiz art niyetli insanlarca kurulan tekkeler ve sözde medreseler yüzünden maneviyatın zedelenmesi…
Tabi bu listeyi çok daha uzatmak mümkün ama hem okuyucuyu yormamak hem de bize ayrılan alanı aşmamak için burada kesiyorum.

Neler yapmalıyız, neler yapılabilir, işte çözüm önerilerimiz:

Yaklaşık 18 milyon öğrencinin bulunduğu ülkemizde, her ilin emniyet müdürlüğü bünyesinde “Okul Güvenliği Şube Müdürlüğü” kurulmalı,
Emekli asker ve polislerin silahlarının bir tane ile sınırlandırılması,
Mevcut silah ruhsatı sahiplerinin gerekçelerinin yeniden gözden geçirilmesi,
Kaçak silahların yurdumuza sokulduğu gediğin bulunup, kapatılması,
Silah kaçakçılığının cezasının en az on kat artırılması,
Ruhsatsız kaçak silahların bir kereye mahsus cezasız bir şekilde devlete teslim edilmesi için yasal düzenleme yapılması ve bir kampanya başlatılması,
Bıçak, muşta, beyzbol sopası gibi kavga aletlerinin satışının engellenmesi veya kayıt altına alınması,

İstihbarat birimlerinin okul kantincilerini, servis şoförlerini, okul çevresindeki işyeri sahiplerini iyice araştırması,
Okullardan yapılan her ihbarın veya şüphenin değerlendirmeye alınması,
Her okula güvenlik soruşturmasından geçirmek şartı ile 657’ye tabi kadrolu güvenlik görevlileri alınması,
Her okula en az bir polis görevlendirilmesi,

Radyo Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) görevini eksiksiz bir şekilde yapması için harekete geçilmesi,
Öğrencilere -gerçek anlamda- Türk töresi ve İslam ahlakının öğretilmesi,
Kampüs lise uygulamasına son verilerek, imar planlarının yeniden düzenlenmesi ve her semte okul yapılması,
Okullardaki PDR (Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik) öğretmeni sayısının artırılması,
Milli Eğitim müfettişlerinin yanı sıra PDR müfettişliği veya dedektifliği sisteminin kurulması,
Öğretmenlerin nöbet ücretinin artırılması,
Bahçe nöbetine en az dört öğretmenin yazılması,
Fiziki şartları müsait olan okullara lojman yapılarak idareci ve öğretmenlere piyasa rayici üzerinden kiralanması,

Okul polisi, güvenlik görevlisi ve bir öğretmenin okul çevresinde devriye görevi yapacak şekilde yetkilendirilmesi,
Öğrencilerin çanta ve dolaplarının sık sık aranması, kontrol edilmesi,
Her ayın son haftası kapsamlı veli toplantısı yapılması ve katılımın zorunlu olması,
Okullarda akademik takvimi aksatmayacak şekilde sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere ağırlık verilmesi,
Sokakların karanlığında kaybolan gençleri yeniden topluma kazandırmak için projeler geliştirilmesi,
Cezaevlerinde İş-Kur işbirliği ile yürütülen İş Yurtları projesinin kapsamının genişleterek bütün cezaevlerinin çalışma kamplarına dönüştürülmesi, cezaevlerinde yan gelip yatma döneminin bitmesi…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ümidim gençliktedir, gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız”
Başbuğ Alparslan Türkeş’in “Gençler hepiniz birer Türk bayrağısınız, bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin”
Sözleri, Türk gençliğinin geleceğimiz açısından önemini en güzel şekilde anlatmaktadır.
Türk gençliğine sahip çıkmak, Türk’ün geleceğine sahip çıkmaktır.
Öncelikle hepimiz evlatlarımıza karşı görevimizi yerine getirelim sonra da toplum ve devlet olarak yapılması gerekenleri dile getireceğiz.

Hazırlanacak olan “Okul Çevresinde Güvenlik İçin Çok Katmanlı Eylem Planı”nın atıl kalmaması, büyük bir ciddiyet, titizlik ve kararlılıkla uygulanması dileklerimle…