Ramazan ayı İslam dünyasının her köşesinde ayrı bir huzur ve manevi atmosferle karşılanır. Ancak bazı şehirler vardır ki Ramazan o şehrin ruhuyla bütünleşir, sokaklarına, sofralarına ve insanlarına bambaşka bir anlam katar. İşte o şehirlerin başında kadim medeniyetlerin beşiği Şanlıurfa gelir.

Boşuna söylenmemiştir: “Ramazan Urfa’da yaşanır.” Çünkü bu şehirde Ramazan yalnızca bir ibadet ayı değil; geleneklerin, paylaşmanın ve güçlü bir toplumsal kültürün yaşadığı özel bir zaman dilimidir.

Şanlıurfa’nın tarihi dokusu ve manevi iklimi Ramazan ayında daha da belirgin hale gelir. Gün boyu sabırla tutulan oruçların ardından iftar saatine doğru şehirde tatlı bir telaş başlar. Evlerde iftar sofraları hazırlanırken sokaklarda Urfa mutfağının eşsiz kokuları yükselir. Çorbalar, kebaplar, tiritler ve yöresel tatlılar sofraları süsler. Ancak Urfa’da iftarın asıl anlamı sofradaki yemeklerden çok o sofranın etrafında oluşan muhabbet ve paylaşmadır.

Urfa’da Ramazan aynı zamanda dayanışmanın ayıdır. Komşuluk kültürü güçlüdür. Evlerde hazırlanan yemekler komşularla paylaşılır, iftar davetleri yapılır, ihtiyaç sahipleri gözetilir. Aynı mahallede yaşayan insanlar iftarın bereketinde buluşur. Bu gelenek Ramazan’ın ruhunu en güzel şekilde yansıtır.

İftarın ardından camiler dolup taşar. Teravih namazı için insanlar omuz omuza saf tutar. Şehrin manevi merkezlerinden olan Balıklıgöl ve Dergâh Camii çevresi Ramazan gecelerinde ayrı bir huzur atmosferine bürünür. Dualar edilir, insanlar manevi bir sükûnet içinde geceyi yaşar.

Teravih namazının ardından ise Urfa’nın kendine özgü sosyal hayatı başlar. Şehrin köklü kahvehane kültürü bu saatlerde hareketlenir. Mahalle kahvehanelerinde dost meclisleri kurulur. Çaylar demlenir, sohbetler koyulaşır. Okey ve iskambil oyunları teravih sonrasında başlar ve çoğu zaman sahur vaktine kadar devam eder. Bu ortamlar sadece oyun oynanan yerler değil, dostlukların pekiştiği, mahalle kültürünün yaşadığı sosyal mekânlardır.

Sahur vakti yaklaştığında ise Urfa’nın Ramazanına özgü çok farklı bir gelenek ortaya çıkar. Şehrin birçok mahallesinde insanlar sahur için fırınların yolunu tutar. Fırınlara biber ve patlıcan atılır, közlenmiş sebzeler sıcak sıcak çıkarılır. Yanında ise Urfa’nın meşhur tırnaklı ekmeği bulunur. Bu sade ama lezzetli sahur sofraları yıllardır süregelen bir Ramazan geleneğidir.

Bunun yanında sahurda ciğer kebabı yemek de Urfa kültürünün en önemli parçalarından biridir. Sabahın erken saatlerinde ciğer ocaklarının önünde oluşan kalabalıklar Ramazan gecelerinin en canlı görüntülerinden biridir. Teravih sonrası başlayan sohbetler ve kahvehane buluşmaları, sahura doğru yerini ciğer kokularına ve sıcak ekmeğin buharına bırakır.

Şanlıurfa’da Ramazan; ibadetin, geleneklerin, komşuluğun ve sosyal hayatın iç içe geçtiği bir kültürdür. Tarihi sokaklarda hissedilen manevi atmosfer, iftar sofralarındaki bereket, camilerdeki huzur ve sahur sofralarındaki samimiyet bu ayı Urfa’da bambaşka bir hale getirir.

Belki de bu yüzden Ramazan burada daha derinden hissedilir. Çünkü Urfa’da Ramazan sadece bir ay değil, bir gönül mevsimidir.

Kısacası Ramazan dünyanın birçok yerinde yaşanır ama Urfa’da hissedilir.
Ve gerçekten de denildiği gibi:
Ramazan Urfa’da yaşanır, Urfa’da güzel yaşanır.