Çünkü Urfa’da bayram sadece bir gün değil; başlı başına bir kültürdür, bir hatıradır, bir gönül işidir.

Eskiden bayrama günler kala Urfa’nın çarşısında, sokaklarında ayrı bir hareket başlardı. Kasaplar dolup taşar, mangal, şiş ve kömür satan yerlerde uzun sıralar oluşurdu. Her evde tatlı bir telaş yaşanırdı; avlular yıkanır, bakır kazanlar çıkarılır, mangallar hazırlanır, şişler avluya indirilirdi. Misafir için sofralar kurulmaya başlanırdı.

Çocukların en büyük heyecanı ise kurbanlıkların mahalleye gelişi olurdu. Kimi koyunun peşinden gider, kimi danaya isim takardı. Büyükler sabah bayram namazına hazırlanırken, çocuklar yeni ayakkabılarını giyip kapının önünde heyecanla beklerdi.

Bayram sabahı Urfa’da hayat güneşten önce, ezan sesiyle başlar. Bayram namazıyla birlikte sokaklar canlanır. Namazdan dönenler birbirine sarılır, “Bayramınız mübarek olsun” diyerek tokalaşırdı. Sonra herkes evine döner, kahvaltıdan önce kurban hazırlıkları başlardı.

Bizim Urfa’da kurban sadece kesilmez, paylaşılır. İlk pay komşuya gider. Mahallede durumu olmayan mutlaka gözetilir. Çünkü büyüklerimiz hep şöyle derdi:
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Bir yandan avlularda et doğranır, bir yandan mangal yakılırdı. Közde pişen ciğerin kokusu bütün sokağı sarardı. Açık ekmek alınır, yanında ayran, yeşillik, kuru soğan ve acı biberle sofralar kurulurdu. Bir evde pişen yemek mutlaka başka eve de gönderilirdi.

Bayramın en güzel tarafı ise ziyaretlerdi. Küçükler büyüklerin elini öper, dualar alınırdı. Kapılar hiç kapanmazdı. Gelen gidene çay ikram edilir, kahveler yapılır, uzun uzun sohbet edilirdi. Küskün olanlar bile bayramda barışırdı.

Şimdi zaman değişti…

Eski avlulu evlerin yerini apartmanlar aldı. İnsanlar aynı binada yaşıyor ama birbirini tanımıyor. Bayram mesajları telefonlardan gönderiliyor, ziyaretler azalıyor. Çocuklar artık bayramı sokakta değil, ekran başında görüyor.

Ama Urfa’nın mayasında hâlâ o sıcaklık var. Hâlâ bir kapıyı çalsanız size çay koyacak insanlar var. Hâlâ bir tabak kavurmayı komşusuna götüren güzel yürekli insanlar var.

İşte bu bayramda yeniden o eski Urfa bayramlarını hatırlayalım.
Bir büyüğümüzün elini öpelim.
Bir yetimin başını okşayalım.
Bir komşunun kapısını çalalım.
Bir sofrayı paylaşalım.

Çünkü Kurban Bayramı sadece et değil, muhabbettir.
Sadece ibadet değil, kardeşliktir.
Ve Urfa’da bayram, insanın içini ısıtan eski bir türkü gibidir…

Tüm Şanlıurfalı hemşehrilerimin Kurban Bayramı mübarek olsun.