Tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığınızda, kuralların kâğıt üzerinde herkes için eşit yazıldığı, ancak pratiğin hiç de öyle işlemediği anlarla karşılaşırsınız. Antik Roma'da sıklıkla dile getirilen o sert ve felsefi gerçeklik gibi:
"Köleler yasalarla yönetilir, efendiler ise yasaları yönetir." Roma dünyasında yasa, toplumsal düzeni sağlamaktan ziyade, mülk sahibi sınıfların ayrıcalıklarını koruyan ve kölelerin hareket alanını daraltan bir mekanizmaydı. Yasayı ihlal eden bir köle en ağır cezalarla yüzleşirken, aynı suçu işleyen bir aristokrat için süreç sadece ufak bir formaliteden ibaretti.
Peki, aradan geçen binlerce yıla, yazılan anayasalara, ilan edilen insan hakları bildirgelerine rağmen bugün gerçekten farklı bir dünyada mı yaşıyoruz? Bugün ise ekonomik, bürokratik ve dijital zincir ile örülü yeni bir düzen içindeyiz. Sıradan bir vatandaşın faturasını bir gün geciktirdiğinde karşılaştığı faizler, icra tehditleri veya küçücük bir usul hatasında üzerine yıkılan ceza mekanizmaları, çarkın ne kadar keskin olduğunu gösterir. Vergi dilimleri altında ezilen çalışanlar için kurallar net ve kaçınılmazdır. Roma'daki efendi-köle ilişkisi, bugün güç sahibi ile sıradan birey arasındaki asimetride varlığını koruyor. Gücü sınırlandıran hakiki bir denge unsuruna dönüştürmek zorundayız. Aksi takdirde, takım elbiseler giyip akıllı telefonlar kullansak da, Antik Roma'nın surları arasında yaşamaya devam ederiz…