Her Ağrı Ameliyat Değildir
Boyun ağrısı, modern yaşamın neredeyse ortak dili haline geldi. Bilgisayar başında geçen saatler, telefonu sürekli aşağıya bakarak kullanmak, hareketsizlik ve stres…
Derken bir sabah boyundan omuza, oradan kola yayılan bir ağrıyla uyanıyorsunuz.
Çekilen MR’da “boyun fıtığı” yazıyor. Ve hemen akla aynı soru geliyor: “Ameliyat olmam gerekir mi?”
Bir fizyoterapist olarak en sık duyduğum cümlelerden biri bu. Oysa boyun fıtığı tanısı, tek başına ameliyat kararı anlamına gelmiyor.
Doğru soru şu: Fıtık sinire mi bası yapıyor, omuriliği mi etkiliyor, yoksa görüntülemede tesadüfen mi görünüyor?
Boyun omurları arasındaki diskler, omurganın yastıkları gibidir. Yaşla birlikte su içerikleri azalır, esnekliklerini kaybederler. Uzun süreli hatalı duruş, ani zorlanmalar veya travmalar bu yastıkların dış tabakasında yırtık oluşturabilir. İçerideki jölemsi kısım dışarı taşarak sinir köklerine ya da omuriliğe bası yapabilir. Ama önemli bir ayrıntı var: MR’da fıtık görülmesi, mutlaka şikayetin nedeni olduğu anlamına gelmez. Pek çok kişide hiçbir yakınma yokken de hafif disk taşmaları görülebilir. Bu yüzden tedavi kararı;
Mr örüntüleme
Fizik muayene ve hastanın hikâyesi ile birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Boyun fıtığının belirtileri de herkeste aynı değildir.
Boyun fıtığı belirtileri şunlardır:
Boyun, Ense, Omuz, Kol ve Sırt Ağrısı
Boynu Hareketlerinde Ağrı Yaşama
Kolda Karıncalanma ve Uyuşma
Kol ve Ellerde Kuvvet Kaybı
Yürüme ve Koordinasyon Bozukluğu
Baş Ağrısı
Baş Dönmesi
Kulak Çınlaması ve Hareler Görme
Peki fizyoterapi bu tabloda nerede duruyor? Cevap: Çoğu boyun fıtığında ilk basamak tedavinin önemli bir parçası olarak.
Hastaların büyük bölümü, uygun eğitim, aktivite düzenlemesi, ağrı kontrolü ve kademeli egzersiz programıyla ciddi bir cerrahi girişime gerek kalmadan iyileşebilir. Ancak burada “egzersiz” denen şeyin rastgele hareketler olmadığını vurgulamak gerekir. Boyun fıtığında egzersiz, doğru dozda verilmesi gereken bir ilaç gibidir. Yanlış dozda tahriş eder; doğru dozda iyileşmeye yardımcı olur. Bu yüzden her hastaya aynı boyun hareketleri verilmez. Semptomların irritabilitesi, sinir basısının düzeyi, kas kuvveti ve günlük yaşam yükü birlikte değerlendirilir.
Fizyoterapinin hedefi yalnızca ağrıyı azaltmak değildir. Aynı zamanda boyun ve omuz çevresi kaslarını güçlendirmek, derin boyun kaslarının kontrolünü artırmak, duruş farkındalığı kazandırmak ve hastanın günlük yaşamda kendini nasıl koruyacağını öğretmektir. Çünkü boyun fıtığında tekrarlama riskini azaltan şey, pasif bir “dinlenme” değil; doğru yüklenmeyle kazanılan kapasitedir.
Unutmayalım: Boyun fıtığı çoğu zaman bir “son durak” değildir.Doğru değerlendirme, aktif bir fizik tedavi süreciyle hastaların büyük kısmı günlük yaşamına geri dönebilir. Yeter ki vaka korkuya değil, anlamaya; tedaviyi de tek bir seçeneğe değil, bütüncül bir yaklaşıma dayandıralım.
En iyi tedavi, hastaya “boynunuzda fıtık var” demek değil; “boynunuzu nasıl güçlendireceğinizi öğreneceğiz” diye bilmektir.