MUHAMMED PUSE, Şanlıurfa Gazetesi’ne yaptığı açıklamada: “Tabii ki bizlerin de sürekli sosyal medya üzerinden haber takibi oluyor. Bu durum bir yandan endişe verici; insan olarak endişeleniyoruz. Çünkü sivil halk en savunmasız kesimdir; çocuklar, yaşlılar ve diğer insanlar bu süreçlerden daha fazla etkileniyor. İnsan duydukça ister istemez bir korku ve endişe hissediyor.
Ülkemizden ilk beklentimiz; sivil halkımızın ve insanımızın zarar görmeyeceği şekilde, en mantıklı adımların atılmasıdır. Savaş var diye hemen savaşa katılmak ya da olan bitenden tamamen habersiz kalmak doğru yaklaşımlar değildir. Önemli olan, en mantıklı şekilde doğru kararlar almaktır. Şu an görüyoruz ki İsrail, Amerika ve İran arasında bir hareketlilik var. Bunları takip ediyoruz ancak hiç savaşın içinde olmayıp ismi geçmeyen pek çok ülke de bulunuyor.
Dünya genelindeki dengelere baktığımızda, örneğin petrol ve altın rezervi en yüksek olan ülke Venezuela iken başkanını bir gecede alıp götürebiliyorlar. Yani böyle şeyler mümkün olabiliyor. Ya da nükleer gücü çok yüksek olan, bir gecede çoğu ülkeyi yok edebilecek kapasitede devletler var. Kuzey Kore ve Rusya gibi ülkeler örnek gösterilebilir. Ancak halk olarak biz hiçbir olayın arka planını, yani ana kısmını tam olarak göremiyoruz.
Mesela Çin ile Amerika arasında içeriğini bilmediğimiz bazı gelişmeler yaşanıyor. Amerika’nın dibindeki bir ülkeyle Çin anlaşmaya çalışıyor; 'anlaştık, şunları yaptık' diyorlar. Belki de olayların İran ile doğrudan bir alakası olmamasına rağmen, Amerika’nın elini kolunu bağlamak için farklı stratejiler izleniyor. Amerika, aslında başka bir ülkeyle anlaşamadığı için ona en yakın ticaret ortağını hedef alıyor olabilir. İnsanların az çok gördüğü şeyler var; örneğin İsrail’in askeri ve nükleer gücü, dünyadaki pek çok ülkenin, hatta Türkiye’nin bile teknik olarak gerisinde kalabiliyor. Buna rağmen dünya liderlerinin sessiz kalması insanı gerçekten sorgulatıyor ve endişelendiriyor. Bazen 20-30 yıl önce yaşanan bir gerçeği bugün yeni öğrenebiliyoruz.
Söylemek isteyebileceğim tek şey; başta kendi milletimiz ve devletimiz olmak üzere, tüm sivil halklar için sağduyulu olmamız gerektiğidir. Kendi toprağımıza ve vatanımıza sahip çıkarak, en mantıklı kararları vermeliyiz. Olaylara balıklama atlamak ya da çok uzak kalmak iyi olmayacaktır. Ben devletimizin çekinmediğini ve güçsüz olmadığımızı düşünüyorum. Örneğin düşürülen füzeler insana güven veriyor; en azından ansızın gelebilecek bir tehlikenin engellenebileceğini görüyoruz. Her türlü eyleme ya da söze karşılık verebileceğimizin sinyalleri veriliyor, biz de bunları takip ediyoruz. Genel olarak hafif bir endişe ve merak içerisindeyiz. 'Sonraki süreç ne olacak?' diye bekliyoruz. Çünkü bir gece bir başkan 'Dünyanın son gecesi' diyor, ertesi gece kendisi görevde olmuyor. Gelecekte neler olacağını gerçekten bilmiyoruz.”




