Sms, whatsapp ve sosyal mecra açıldığından beri mektup yazamaz olduk. Düşüncelerimizi, fikirlerimizi, duygularımızı sosyal platformda sergiler olduk. Mektup derdi bitti, yerine anlık mesajlaşma geldi. Oturup, düşünülüp akıl hafızalımızda tarttığımız duygularımızı anlık bir ileti ile karar verip, ona göre hareket ediyoruz. Bu yöntemle mektup alış-verişi tarihe gömüldü. Hâlbuki düşünce süzgecinden geçen duygularımız daha etkindir ve daha kalıcıdır.

Artık sevdiğimiz kıza, anlık duygularımızı gösterir hale geldik. Kalbimizde yer edinen duyguları kaybeder olduk. Bu noktada duygularını dile dökemeyen insanlarımız var aramızda. Bu insanlar, mektupların daha kalıcı olduğuna kanaat getiren ve duygularının daha etkin bir şekilde, yani mektupla dile getireceklerine inanıyorlar. Bu konuda onlara katılıyorum.

Sosyal mecra da kendisine sevgili veya arkadaş edinen kimseler, dostluğunun ve evliliğinin kalıcı olamayacaklarını yaşayarak öğrenecektirler. Bu konuda bana sosyal medya üzerinden gönderilen bir aşk mektubunu, aslını hiç bozmadan duygularını mektuba harfiyen uygulayan bir kişinin iletisini yayınlayacağım. Aşk; sadece sözle değil, kalbinde yer etmiş duygularını mektuba işleyip, hayatına nakış edinilerek bildirilir. Buyurun, gerçek bir aşk mektubuna;

Sevgili ....

Bu mektubu - iletiyi artık adına ne deniyorsa vermemin sebebi; sana söyleyeceklerimi sözel şekilde tam iletememe korkusudur. Benim hitabetim zayıf ne yazık ki! Böyle özel durumlarda heyecanım tavan yapıyor ve söyleyeceklerimi birleştiremiyorum. Neyse konuya döneyim. Senden hoşlanıyorum, benimle çıkar mısın? Sana olan duygularımda hiç bir süfli his, yalan, riya, menfi bir durum yok. Sadece senin güzelliğin, zarafetin, ahlakın, samimiyetin, cana yakınlığın beni cezbetti. Sana dedim; ‘hoşlanıyorum senden’ diye. Ama insanın ilgisinin dereceleri vardır; hoşlanmak, sevmek, hayran olmak. Aslında ben sana hayran olma derecesindeyim, çünkü sen tam hayalimdeki kızsın!

Seninle arkadaşız, ama istiyorum ki hayat arkadaşım da ol! Eğer ‘evet’ dersen seni, hem bu dünyada hem de ahirette yoldaşım yapmaya hazırım. Bu çıkma işi, sadece oryantasyon süreci için. Benim sana, senin bana adapte olman için, yoksa benim niyetim ciddi. Düzenimi kurmak istiyorum. Eğer diyorsan; ‘daha ciddi bir şey olsun’ kendi aramızda veya akrabaları davet ederek sözleniriz. Yukarıda dediğim gibi, bunları sana sözel ifade etmek isterim ama heyecandan hepsini toparlayıp da söyleyemem veya kalbim ‘küt’ diye duruverir, o yüzden korkuyorum. Lütfen beni mazur gör. Bu arada subliminal mesajını da aldım.

Sen rahat ol. Bizim sevgimiz, muhabbetimiz, bağlılığımız; 'eğer'lerle, 'çünkü'lerle, 'değişen ortam şartlarıyla’ bozulmaz, sekteye de uğramaz! Her şeye rağmen yerinde de kalmaz! Zamanla birbirimize olan sevgimiz, muhabbetimiz, bağlılığımız da artar. Biz; sevgiyi, bağlılığı, muhabbeti; 'vefa'yı kalu belada (elest bezmi: Ruhlar yaratılıp, rabbin kendisini sorgulatması) ettiğimiz yeminle tasdik ettik. "MADDİ SEVGİMİZİ, MANEVİ SEVGİMİZİN ÜZERİNE İNŞA ETTİK Kİ; YIKILIP DÜŞMESİN!"

Gelelim anamnezimizi anlatmaya;

Gözlerimi kapadığımda, senin hayalini o karanlıkta gözlerimin önüne getirebiliyorum. Seninle muhabbet ederken; o yaşadığım aritmilerin, taşikardilerin haddi hesabı yok! Bu anamnezde ve ondan önceki saydıklarımın da doğruluğunu; senin istediğin her şekilde ispatlamaya hazırım. Sen yeter ki inan! Eğer teklifimi kabul etmesen de, sana karşı en ufak bir tavır dahi almam. Ben o karakterde biri değilim, yine de arkadaşız yani.

HOŞÇAKAL!

Bu mektup hakkında yapacağınız yorumları hesabına gönderebilirsiniz.