Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkolun gönüllülük esasıyla kurduğu Şanlıurfanın ilk ve tek mehter takımı olan Mehteran-ı Haliliye faaliyetine başladı.

Şanlıurfanın 30 sene önce dönemin Belediye Başkanı Mustafa Kılıç döneminde Belediye Bandosu vardı. Milli günlerde ve törenlerde renk katardı. Yıllar sonra bu belediye bandosu kaldırıldı. Önemli günlerde ve milli günler ve bazende etkinliklerinde Konya başta olmak üzere istanbuldan mehteran takımları getirilir ve tüm masrafları karşılanır ve bir gün katılımdan sonra yine uğurlanırdı. Şanlıurfada bunu kuracak kurum ve kuruluş yok mu diye gazetemizde defalarca yazdık. Belediye bandosunun tekrar kurulmasını da gündeme getirdik.

Osmanlı sevmek sözle giyim kuşamını giymekle olmuyor. Uygulama ile olur. Osmanlının kurduğu vakıfların neler yaptığı araştırıp bugün uygulamasını sağlamak, Ahilik sistemini korumak ve kollamak. Osmanlı döneminde demircilere ,bakırcılara devlet kömür ücretsiz kömür yardımı yaparmış ve bu mesleğe katkısı olsun diye. Ecdadın yaptıklarını bugün devam ettirmekle Osmanlı gelecek nesillere aktarılır. İsimlerini kullanarak bu iş olmaz. Eğitimciler yerel gazetelere ,televizyonlara savaşlarından ziyade yaptıkları hayır, hasanat ve ilim yönündeki çalışmalarını anlatmaları gerekir. Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkol sözle değil uygulama ile Mehteran Takımı faaliyete geçirmesi ile önemli bir olaya imza attı. Bu takımın konserleri ileride herkesi mest edilecek ve Demirkolun eseri gençlerin gönlünde taht kuracaktır. Kendisini yürekten kutluyorum Ecdada sözle değil uygulama ile sahip çıktığının göstergesidir.

Mehteran bölüğü, 1826 yılında Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri, Ahi ve Bektaşi Ocaklarıyla birlikte kapatılmış ve 1908 yılında Enver Paşa tarafından yeniden açılmıştır.

Mehterin kuruluşu

Yeniçeri ocağının bir parçası Olan Mehterin, hangi tarihte kurulduğu kesin olarak tespit edilememekle birlikte bunun, 14. yüzyılda I. Murat (Hüdavendigar) döneminde Çandarlı Kara Halil Paşa’nın tavsiyesiyle bir ocak halinde kurulduğu söylenebilir.[kaynak belirtilmeli] Bazı kaynaklarda bu kuruluşun 1365 yılında olduğu söyleniyorsa da büyük bir ihtimalle bunun 1362 yılında olduğudur. Özelikle Orhan Gazinin Alevî-Bektaşilikle ilgilendiği bilinmektedir. Orhan Gazi yeniçeri teşkilatı kurulacağı zaman Hacı Bektaş dergahına gelir. Yeni kuracağı yeniçeri ocağı için dua ister. Hacı Bektaş, Pir’i de "Bunların adı yeni asker Yeniçeri olsun" diyerek Cenabı Hak yüreklerini ak, pazılarını kuvvetli, kılıçlarını keskin, oklarını tehlikeli, kendilerini daima galip buyursun diye dua eder. O yüzden yeniçeri ocaklarına Ocak-ı Bektaş-î-yan, kendilerine Taifei Bektaş-î-yan, Güruh Bektaşiye, Zümre-i Bektaşiye gibi isimler vermişlerdir. Osmanlı Devleti, devşirme denilen Hıristiyan çocuklarından oluşturduğu orduyu Hacı Bektaş-ı Veli’nin düşüncelerinden yararlanarak eğitti ve şekillendirdi. Yeniçeri Ordusu denilen bu ordunun ve bağlısı Mehteranın başında bulunan ağa da Bektaşî idi. Bu ordu, 1826 yılına kadar Osmanlı Devleti’nin birinci gücü olmuştur. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş’a geliyor, Dergah Avlusu’nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evladından postnişi olan zatın da katılması ile:

Mehter teşkilatının başında devletin Emiri Alem denen bir memuriyet makamı vardı.Mehterhane ve onun başı olan mehterbaşı ona bağlı idi.Bütün mehter teşkilatının başı olan Emri Alem Mehter bölüklerine yapılacak teyinleri tastik etmek, Elçi kabul törenlerinde hazır bulunmak, Sancak beyliğine tayin edilen kimseye yeni sancak iletmek ve göndermek gibi selahiyetlere sahipti.

Mehter teşkilatına iki türlü mehterhane (mızıka takımı) bağlı idi:

1. Tabi-ü Alem yani Çalgıcı Mehter (Yeniçeri Ocağına bağlı)

2. Esnaf Mehteri (Ahi Ocaklarına bağlı).

Tabi-ü Alem mehteri Saltanat sancaklarını korumaya memur edilen Alemdarlar ile Mehterhaneden meydana gelmiştir.

En başta gelen mehter takımı padişahınki idi. Bu mehtere tabi-ü Alem Hassa adını taşıyordu. Sonra Veziri Azam, kubbe vezirleri, defterdar, reisülküttap, beylerbeyi, sancak beyleri ile Türkmen beylerinin mehterhaneleri var idi. Bektaşi geleneği olarak hep tek katlı mehter kurulmuştur. Padişah ve Veziriazama ait olanlar dokuz katlıydı.

Mehterin kapatılması

1826 yılında Yeniçeri Ocağı bağlantılı Mehterhane ve Ahi Ocakları kapatıldı ve Yeniçeriler kıyımdan geçirildi. 1826 tarihi ayni zamanda Osmanlı topraklarında Bektaşilik tarikatının yasaklanmasının da tarihidir.

Bu ocağın kuruluş sebebi, mevcut askerin azlığına rağmen, fetihlerin çoğalıp sınırların genişlemesi ve eldeki askerin de bu sınırları koruyamaz duruma gelme endişesi idi. Halbuki hem Rumeliyi elde tutabilmek hem de yeni fetihlerde bulunabilmek için devamlı ve hükümdarın emir komutası altında bir askerî birliğe ihtiyaç vardı. Benzer teşkilatlar, yani esirlerden istifade etme sistemi, daha önceki Türk devletlerinde de vardı. Bu manada Osmanlıların, Selçuklular ile Memlukluları örnek aldıkları anlaşılmaktadır. Yeniçeriliğin ilk kuruluşunda, orduya bin kadar yeniçeri alınmıştı. Bunların her yüz kişisine komutan olarak daha önce Türklerden meydana getirilen yaya askeri usulüne uygun olarak bir "Yayabaşı" tayin edilmiştir.

Mehterin yeniden kuruluşu]

Mehterhane 1826’da kaldırılarak yerine Avrupai bandolar kuruldu ve Mehteran bölüğü kaybolup gitti. Sonradan 1914 yılında Türkçülük akımının kuvvetlenmesi üzerine Enver Paşa’nın emriyle Mehteran-ı Hakaniye adıyla yeniden kuruldu ve askerî müzeye bağlandı.