Şanlıurfanın konuştuğu lehçe bizim tabirimizce Urfalıca böyle bir geçmiş yok. Şanlıurfalıların konuştuğu lehçe Azeri Türkçesidir.
İnternet, sanal medya, Televizyon kanalları, radyo vb. iletişim araçlarının çoğaldığı günümüzde medyanın da etkisiyle dilde hızlı bir şekilde değişim meydana gelmektedir. Biz bu değişim içinde Urfa Ağzını, yaşları 50 ve daha yukarı olan neslin halen Şanlıurfa dilini kullanmaktadır. yeni yetişen nesil, Urfa ağzıyla konuşmayı sevmemekte ve bunu kompleks haline getiriyor. Kültürümüze sahip çıkmadığımızdan kökümüzü,geldiğimiz yeri gelecek nesiller unutuyor.
"Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir kurum; seslerden örülmüş muazzam bir yapı; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar ve sözleşmeler sistemidir." Dilin canlı bir varlık olması, o dilin içinde belirli değişikliklerin oluşmasına sebep olur. Bu sebepten dolayı çeşitli coğrafik bölgelerde aynı dili konuşan kişiler arasında belirgin farklılıklar ortaya çıkar. Urfa Ağzı Azeri şivesi dil sahasına giren ağızlardandır. Buna binaen Türkiye Türkçesi yazı diliyle epeyce farklılıklar gösterir. Urfa Ağzı, kendi özelliklerini günümüzde de koruyabiliyor mu sorusunu sorduğumuzda vereceğimiz cevap hayır olacaktır.
Urfa ağzında büyük ses uyumu yaygındır. isim ve sıfatlardaki ilk hecelerin sesli harfleri kalınsa, diğer hecelerdekiler de kalın, ince ise diğerleri de incedir: Alma, havla, zalım, zulum, bayaz, dellek (Elma, helva, zalim, zulüm, beyaz, tellak) gibi kelimeler birer örnek teşkil ederler.
Fiillerdeki (mek, mak) mastar ekleri ister kalın, ister ince olsun Urfa ağzında (mah) olarak yerleşmiştir: Gelmah, getmah, yatmah, kahmah (gelmek, gitmek, yatmak, kalkmak) gibi..
Bunlardan başka Urfa ağzını simgeleyen bazı hususları da şöyle sıralayabiliriz:
- Ci ve cü ekleri çi, cı; demirci (demirçi), kömürcü (kömürçı), kahveci (kahveçi) olur.
- Cu eki çı; kuyumcu (kuyımçı), oduncu (odınçı) şeklinde söylenir.
- Bazı kelimelerin başındaki (b) harfi (p) olarak okunur. Bozuk (pozıh), bakır (pakır) gibi.
- (d) harfi (t) şeklinde söylenir. Dükkan (tüken), döken (töken), diken (tiken) v.s.
- Bazen baştaki (p) harfi (b) gibi değerlenir. Pişen (bişen), poyraz (boyraz), patlıcan (balcan) v.s.
- Genel yazı dilinin yalnızca ikinci tekil (n) sesleri (y) sesine dönüşür. Baban (babay), amcan (amcay-emmiy), yengen (yengey).
- (g) sesi kelime başlarında (k) gibi okunur. Gömlek (köynek), gölge (kölge), keçi (geçi), kişi (gişi) şekline dönüşür.
- Kelime başlarındaki (y) sesi çoğu zaman düşer. Yüksek (üskek), yürek (ürek), yüzük (üzik), yüzen (üzen) v.s.
- Sessiz harfler arasında yer değiştirmeler de olur. Ekşi (eşki), ağrı (arğı), sofra (sırfa), çıplak (çılpah) v.s.
Aynı zamanda folklor zenginliğimizin de bir ifadesi olan Urfa ağzı ile söylenmiş bazı kelimeleri hatırlatalım:
Ağbatı: Darısı
Arahçın: Takke, külah
Behteniz: Maydanoz
Bayah: Demin, biraz önce
Bibi: Hala
Bürük: Yüz örtüsü
Cemel: Duvar
Çındır: Sinir
Çizo: Zayıf, sıska, kısa
Çörten: Yağmur oluğu
Deleme: Topaç
Gedemeç: Eşik, papuçluk
Hapan: Çok acıkmış
Harhut: Bozuk
Has: Marul
Kabala: Götürü
Kerip: Yabancı, yerli değil
Kınıfır: Karanfil
Mibar: Turfanda
Pehkem: Kuvvetli
Sapkana: Hiçbir zaman, şimdiye kadar
Serinç: Sarnıç
Siyrınçah: Kaygan
Suhra: Angarya
Taka: Pencere
Teberik: Hatıra eşya
Tetirbe: Çıkmaz sokak
Tırrêfe: Alıngan
Üsküre: Büyük tas
Yanfırı: Eğri, çarpık
Zahar: Galiba
Zerzembe: Kiler
Zuvah: Sokak