Geçen hafta bu sütunda yayınlanan yazımızda; idam edilmeleri için Taylanddan Çine iade edilecek 300 Uygur Türkünün bulunduğunu ve Türkiyenin bu soydaşlarımızı sahiplenerek bunları sığınmacı statüsünde topraklarımıza alıp, hayatlarının kurtulmasını sağlamak amacıyla Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından bir imza kampanyası düzenlendiğine dikkat çekmiştik…
Yaklaşık 10 gün geçti, Türkiye genelinde toplanan milyonlarca imzaya rağmen AKP Hükümeti bu konuda bir girişimde bulunmadı. Kandil dağındaki teröristlerin Habur Sınır Kapısından ülkemize girmelerine, Iraktaki Yezidilerin, Peşmergelerin, Suriyedeki envai çeşit terör gruplarının sınırlarımızdan ellerini kollarını sallayarak giriş çıkış yapmalarına müsaade eden veya göz yuman AKP Hükümeti, demek ki bu devletin kaynaklarını tamamen kurutmuş olmalı ki; 300 soydaşımıza, din kardeşimize, kardeşimize bakacak, karınlarını doyuracak, iş, aş, ekmek verecek gücümüz kalmamış… Yoksa zulümden kaçan bu kandaşlarımızı ülkemize kabul etmemize başka hangi sebep engel olabilir…
Gerçi bırakınız Doğu Türkistanlı 300 Uygur Türkünü; Çin zindanlarında 6 yıl mahkum kaldıktan sonra 2005 yılında tahliye olunca Türkiyeye kabul edilmediğinden dolayı siyasi sığınmacı olarak ABDye yerleşmiş 68 yaşında bir hanımefendi olan Rabia KADİRin sadece 1 hafta süreyle Türkiyede kalma talebi ile yaptığı vize başvurusu bile bu hükümet tarafından reddedilmiştir. Yani siz bakmayınız bunların meydanlarda 'Rabia' diye bağırarak salya sümük ağladıklarına… Bunlar öz be öz kanımız canımız olan, dinimiz,ırkımız bir olan 'Rabia'ya bile sahip çıkmaya korkan insanlardır.
Biri birine aşırı zulmedince 'Çin işkencesi yapıyor' derler ya, işte 38 milyon Müslüman Uygur Türkünün vatanı olan Doğu Türkistandaki soydaşlarımızın maruz kaldıkları insanlık dışı Çin işkencelerini anlatmaya devam edeceğimizi önceki yazımızda belirtmiştik; bu baskı, zulüm ve katliamdan kurtulup, hür dünyaya kaçma fırsatı bulan Uygurların ifadelerine göre insanın kanını donduran Çin İşkencelerinin bir kısmı da bunlardır;
İnsanları canlı canlı kuyulara doldurup, ölüme terk etmek, İnsanların mezarlarını kedilerine kazdırmak, İnsanları canlı canlı yakmak, İnsanlar çırılçıplak soyulur, birbirlerine bağlanır aç, susuz öylece ölüme terk edilir, İnsanların karınları delinir içine taş, toprak ve pislik konulur, Kadınların memeleri kesilir, bunlarla top oynanır ve yakınlarına da mecburi oynattırılır, Katledilen insanların kanları diğerlerine içirilir, Sivri kazıkların ucu sırtından çıkacak şekilde karnından insanlara sokulur, İnsanları arabanın arkasına iple bağlayıp, sürüklemek ve kan içinde bırakmak, İnsanı iki arabaya birer bacağından bağlayıp, arabaları farklı istikametlere hareket ettirip, bacaklarını ayırmak, Bekar kız ve erkekleri kısırlaştırmak, Uzun zaman aç bırakmak, sonra çok tuzlu yiyecekler vermek, susayınca da uzun zaman susuz bırakmak, İnsanlar küçük sandıklara iki büklüm halinde katlanarak konur ve ölünceye kadar öylece bırakmak, İnsanları pislik dolu kuyular üstüne konulmuş ayak genişliğindeki odunlar üzerinde tek ayakla uzun zaman bekletmek, (dengesi bozulup düşenlerin yaşama şansı yoktur) İnsana dört saatten fazla uyku uyutmamak, İnsanı bel hizasındaki su içinde elleri bağlı olarak yılanlarla iç içe bırakmak, İnsanı boğaz hizasındaki pis su içinde ölüme terk etmek, İnsanı su cezalarında elleri ayakları bağlı olarak aç bırakılmış sıçanlara parçalatmak, İnsana sorgulamalarda (üç yıl devam edeni vardır) hep aynı soruyu sorarak canından bezdirmek, İnsanları köpek veya aslanlara parçalattırmak, İnsanlar aylarca 'gürültü cezası'na çarptırılır ve bunlar genellikle çıldırırlar, İnsanı karanlığa terk etmek, uzun zaman karanlıkta kalanların ruh hali bozulur, Okullarda verilen kin dolu eğitimle çocukları anne ve babalarına karşı düşman yetiştirip ve böylece aile birliği dinamitlenir, Türklerin manevi ve milli şuura sahip olanları ajanlıkla suçlanır, İnsan idam edilecekse Mao ve komünist sisteme selam verdirilir, İnsanların gözlerine iğne sokarak kör etmek, Kadınların ve erkeklerin tenasül uzvuna domuz kılı veya kızgın demir sokmak, İnsanların kızgın demirlerle vücutlarını dağlamak, İnsanı ağaca bağlayıp, hedef tahtası olarak kullanmak, İnsanın gözlerini acı biberle doldurup, sonra da bir bezle sıkı sıkı bağlamak, Başı, bacağı dört taraftan sarkmış, katledilmiş insan dolu kamyonu gözdağı vermek için çarşıda, pazarda gezdirmek, Biraz şuurlu öğretmenleri tespit ettiklerinde "Sen bugün Maodan bahsetmemişsin" diyerek tutuklatmak, İnsanları (yüzlercesini) kızıl ihtilalin yıl dönümünde kurşuna dizmek, Bazılarını zindanlarda unutmak (!), Bir kısım insanları buz kuyularında unutmak (!), İnsanları oyuklara tıkarak uzun zaman hareketsiz bekletmek, İnsanın bütün tüylerini koparmak, Maonun resmi önünde aylarca saygı duruşunda bulunmaya mahkûm etmek, İnsanların ayaklarının altı yarılır, tuz doldurulur ve sıkıca bağlanıp bırakılır, Kamplar ve cezaevlerinde ölen veya öldürülenler için işlem yapılmaz, İnsanılar sorgulamalarda çivili koltuğa oturtturulur, Nüfusunun %85i çiftçi olan Uygur Türklerinden güneşten faydalanma vergisi dahil toplam 28 çeşit vergi alınmaktadır, Kafasına kurşun sıkılarak şehit edilenleri, akrabalarından biri cesaret gösterip de almak isterse, şehidinin kafasına sıkılan kurşun parasını Çin devletine ödemek zorundadır, Polis, Doğu Türkistanlı bir Türkü , 4 yıla kadar hapse atma yetkisine sahiptir, Polis gerekli görürse meydanlarda kurşunla idam etme yetkisi vardır, İdam edilenlerin organları iç ve dış pazarlarda satılır, Asker ve polis istediği zaman bir Türkün motorlu araç ve diğer mallarına el koyar ve süresiz kullanır, Birkaç arkadaşın bir araya gelmesi ve karşılıklı komşuluk ziyaretleri yasaktır, İdama mahkûm edilmiş Türkler, yeni doktor olmuş Çinlilere üzerlerinde istedikleri gibi denemeler yapmaları için teslim edilirler, Türkler arasında içki, uyuşturucu, kumar ve her türlü ahlaksızlık devlet tarafından teşvik edilerek, Türk aile yapısı tahrip edilmeye çalışılmaktadır, Doğu Türkistanda birden fazla çocuk dünyaya getirmek yasaktır, bu sebepten dolayı Yarkent şehri ve geniş çevresinde I995 yılında aylar süren bir operasyonla 30 bin çocuk ve 450 kadın katledilmiştir, Annelerinin rahminden alınan yavrular kurulan seyyar imha fırınlarında milletin gözü önünde çatır çatır yakılmıştır, Gözden uzak dağ köylerinde kota fazlası dünyaya gelmiş Türk çocuklarına nüfus cüzdanı verilmemekte, okula alınmamakta ve bütün insanlık nimetlerinden mahrum bırakılmaktadır, ayrıca bu gibiler Çin gizli servislerince "Organ Ticareti" için kaçırılmaktadırlar, İkiz çocuk dünyaya getirmiş annelerden ise çocuklardan birini tercih etmesini isterler ve diğerini iğne ile öldürürler, Bir yıl içerisinde yalnızca Hotan vilayetine bağlı Karakaş ilçesinde zorunlu olarak Kollektif Kürtaj Operasyonuna tabi tutulan annelerin sayısı I8.765dir, Lop-Nor bölgesinde I964 yılından beri yapılmakta olan yeraltı ve yerüstü atom denemeleri sebebiyle 300 bin Türk hayatını kaybetmiştir, (Bu haberi komünist partisi yayın organı Rinmin Ribao doğrulamıştır) Kobay olarak kullanılmak üzere atom deneme merkezinin etrafına yerleştirilen mahkûm Türkler atom bombası patlatıldıktan sonra üzerlerinde deneme yapmak için ölü veya diri olarak Çinli doktorlara teslim edilirler, Ayrıca 250 bin Türk yine atom denemelerinden sakat kalmıştır, Hala nükleer bela yüzünden çocuklar sakat doğmaktadırlar, Doğu Türkistandaki Türk nüfusunun % 10u akciğer, karaciğer ve cilt kanseridir ve Doğu Türkistanda bu hastalıkları tedavi edecek hastaneler kapatılmıştır, Stern dergisinin 1997 yılında yayınlanan 48. Sayısındaki bir habere göre; 1987-88 yıllarında Doğu Türkistanda 100 bin insan nükleer beladan, kan, akciğer ve karaciğer kanserinden ölmüş, Weltgesundheitsorganisation, WHO. Dünya Sağlık Teşkilatına göre doktorlar hastalarına hastalıklarının sebeplerini, yasak olduğu için söyleyemiyorlar, Nükleer belaya maruz kalmış iki kafalı, tek gözlü, ağzı ve burnu olmayan çocukları tespit ettikleri halde fotoğraf ve filmlerin çalındığını belirtilmiştir, Bugün Doğu Türkistanda, kurbağa, fare, yılan, kertenkele, çekirge, kedi, köpek, çakal, tilki, ayı, karga, serçe ve akla gelebilecek bütün yabani hayvanları birçok bölgelerde bulmak mümkün değildir, Çinliler hareket halinde ne bulursa yiyorlar, Medrese ve camiler ya sinema ya karargah ya da ahır olarak kullanılmakta olup, bugüne kadar 54 bin cami yok edilmiştir, Oruç tutmak yasaktır. Bunu kontrol için ramazanda toplu öğle yemekleri verilir, Evler tek tek aranıp, dini neşriyatlar toplanır ve meydanlarda din adamlarına yaktırılır, Gerçek din adamları idam edilip, yerlerine komünist partisini, komünizmi öven ajanlar, dalkavuklar ve din düşmanları getirilir, Komünist partisine kayıtlı olmayanlar hacca gönderilmezler, Cenaze törenlerine izin verilmez ve ölüler topluca çukurlara gömülürler, 15 ile 50 yaş arasındaki bütün Türkler potansiyel suçlu olarak görülür, Her yıl 600 bin Çinlinin Doğu Türkistana göç ettirilmesi planlanmış ve halen bu plan yıllardır uygulanmaktadır, Çince kelimelerin Türklerin diline yerleşmesi için okullardan başlayıp, akla gelebilecek her yere kadar büyük gayretler gösterilir, Doğu Türkistandaki neşriyatın sadece % 16sı Türkçedir, Bu da propaganda maksatlı ve tamamen Çinlilerin kontrolündedir, Hiç bir Türk milli konularda yazı yazamaz, Aksi halde milliyetçilik suçlusu olarak cezaya çarptırılır ve yayın organı da hemen kapatılır, Şu an 500 bin Türk çalışma kamplarında son derece ağır şartlar altında çalışmakta olup, Çin resmi makamlarına göre 19 tane olan kamplardan kurtulanların sayısı az olduğundan, soydaşlarımız bu kamplara 'Ölüm Kampları' demektedirler…
Çeşitli zamanlarda yayınlanan kaynaklara dayanarak bu Çin işkencelerinin daha da uzun uzadıya yazmak, anlatmak mümkündür. Lakin bize gazetesinin sayfasını açma teveccühünü gösteren değerli ağabeylerimizi yer konusunda sıkıntıya sokmamak için Doğu Türkistandaki soydaşlarımızın maruz kaldıkları katliam, soykırım ya da adına her ne denirse densin bu insanlık dışı uygulamalardan ancak bu kadar bahsedebileceğiz.
Bizlere olayın bu kadarlık bir kısmı yansıdığına göre pek tabii ki, devletimize ve 12 yıldan beri devleti yönetme kademesinde bulunan AKP Hükümetine daha da fazla bilgi ulaşmış olması gerekiyor. İşte bütün bu zulümlere rağmen Filistin ile yatıp, Mısır ile kalkan, Suriye ile dertlenip, Libya ile kederlenen AKP Hükümeti 38 milyon nüfusa sahip Doğu Türkistanı komünist, barbar, gaddar ve katil Çinin insafına terk etmiş, uluslararası hiçbir toplantıda bu konu gündeme getirilmemiştir.
BOPa eşbaşkanlık yaptığını söyleyen Sayın Cumhurbaşkanı gözlerini BOPun ilgi alanına giren bölge dışına çevirerek artık esir Türkleri de görmek zorundadır. Soydaşlarımızın esaretleri bizlere zûldur, dünyanın çeşitli bölgelerindeki Türk esaretine son vermek için acilen 'Esir Türklere Hürriyet' adı altında bir platform oluşturulmalı ve bütün dünya bu platformun çalışmalarıyla yankılanmalıdır.
2015 senesinin Esir Türklere Hürriyet yılı olması dileklerimle…