Kahraman Türk askeri tarafından 7 Haziran 2014 tarihinde Diyarbakır Lice’de pkk’lı iki terörist öldürüldü.
Ertesi gün Diyarbakır’da yapılan cenaze töreni sonrası Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığına saldıran teröristler kuzey nizamiyesinde gönderde dalgalanan Türk bayrağını indirmişti.

Bu olaydan bir yıl sonra 13 Temmuz 2015 tarihinde Diyarbakır Silvan Tekel mahallesinde toplanan pkk’lı teröristler 4 nolu Aile Sağlık Merkezinin bahçesindeki direkte bulunan Türk bayrağını indirerek yerine pkk paçavrası asmıştı.

Kürtçü Marksist Terör örgütü pkk’ya göbek bağı ile bağlı olan o partinin mitinglerinde, kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrağının indirildiğine birçok kez şahit olmuştuk.

İşte dün, yani 20 Ocak 2026 günü Mardin’in Suriye sınırındaki Nusaybin ilçesinde pkk’lı teröristlerce yapılan izinsiz gösteri sonrası bir grup terörist sınır tel örgülerini aşmak isterken bir başka grup terörist de sınır hattındaki gönderde dalgalanan Türk bayrağını bir kez daha indirmiştir.

Türk bayrağına karşı yapılan bu saldırılar asla bir gaflet veya provokasyon değil düpedüz ihanettir!

Türk bayrağı, Türkiye’de yaşayan 81 milyon Türk’ün namusunun, dininin, malının ve canının teminatıdır.
O teröristlerin pis canları tabi ki beni ilgilendirmez, onların dini de yoktur, kullandıkları uyuşturucu yüzünden canları da değersizleşmiştir, ama bayrağa saygısızlıkları namuslarının da olmadığını göstermiştir.

Türkiye’de bugün çıkarılan bütün aflara, ceza indirimlerine, şartlı tahliyelere rağmen halen cezaevlerinin tıka basa dolu oluşunun tek sebebi suçluların kafasındaki “cezasızlık” algısıdır.
Bağımsız Türk yargısının verdiği cezanın af edilmesi veya kısmen indirim yapılması suç işlemeye meyilli tiplerin, özellikle de teröristlerin cesaretini artırmaktadır.

Çünkü, hayatta başarılı olamamış, korkak, pısırık, sinsi tipler terör örgütlerini kurar ve yine aynı silik tipler bu örgütlere katılır.
Bugün artık gelinen noktada terörist kelimesinin sözlük karşılığını güncellemenin zamanı gelmiştir.

Terörist, sadece elinde kaleşnikofla dağlarda, mağaralarda yabani hayvanlar gibi yaşayan tipler değildir.
“Terör örgütü sempatizanı” diye bir tabir yoktur… Böyle bir tabiri ben kabul etmiyorum.

Beyni iğfale uğramış, gönlüne emperyalizmin sevdası düşmüş, Türk milletine, Türk devletine düşman olan ve Türk’ün düşmanlarıyla işbirliği yapan herkes teröristtir.
Dolayısıyla sadece dağdaki teröristleri temizlemek bu sorunu çözmeyecektir.

“Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşılabilmesi için amasız, fakatsız bütün teröristlerin yargılanıp, en ağır şekilde cezalandırılması şarttır.

Mesela, pkk lehine yapılan, yürüyüş, miting, toplantı vs. eylemlere katılanlar tek tek incelenmeli, bunlardan kamu kurumlarında çalışanların hepsi ihraç edilmelidir.
Ticaretle uğraşan, esnaflık yapan, işletmecilik yapan bütün teröristlerin mal varlıklarına el konulmalıdır.
Uyuşturucu imalatı ve satışı, silah kaçakçılığı, organ ticareti, mülteci kaçakçılığı, kadın satıcılığı gibi gayri meşru işlerle uğraşan teröristler yakalanarak mal varlıklarına el konulmalı ve terör örgütü yöneticiliğinden cezalandırılmalıdır.
Türk devleti, gölgesinde yaşadığı bayrağa saygı duymayan teröristlere o bayrağın gölgesini haram kılmalıdır.

Dolayısıyla, 20 Ocak 2026 günü Mardin Nusaybin’de yalnızca bayrağa el uzatan o hain değil, onu yönlendiren, cesaretlendiren ve o gün o güruh içinde bulunan herkes terör örgütü üyesi olmaktan ve Türk bayrağına hakaretten cezalandırılmalıdır.
Bu hain soysuzlara verilecek ceza öylesine ibret verici olmalıdır ki, aradan yıllar geçse bile kimse bir daha böyle bir alçaklığı aklından geçirememelidir.

Türk devletinin hafızasına, azmine, kararlılığına ve büyüklüğüne olan güvenimi vurgulayarak, bayrağa saygısı olmayan o namussuzlara ithafen diyorum ki:

İlim bize, cehalet size,
Asalet bize, alçaklık size,
Sadakat bize, ihanet size,
Nezaket bize, necaset size,
Disiplin bize, başıbozukluk size,
Bayrak bize, direği size yakışır!