Trafikte düzeni sağlamak, kurallara uymayan sürücüleri denetlemek ve can güvenliğini korumak, elbette devletin en önemli görevlerinden biridir. Bu amaçla oluşturulan fahri trafik müfettişliği sistemi de doğru uygulandığında önemli bir kamu hizmeti sunmaktadır. Ancak son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen bazı iddialar, bu sistemin amacından uzaklaştırıldığı yönünde ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Vatandaşın en büyük beklentisi adalettir. Trafikte kural ihlali yapan herkes, hukukun öngördüğü yaptırımla karşılaşmalıdır; buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak ceza, kişisel husumetin, keyfî yorumların veya "Ben istersem ceza yazarım." anlayışının aracı hâline gelmemelidir.
Toplumda konuşulan bir başka iddia ise daha da düşündürücüdür. Bazı kişilerin çevrelerine, "Fotoğrafını çek, gönder; cezasını yazdırırız." şeklinde ifadeler kullandığı yönündeki söylemler doğruysa, bu durum yalnızca fahri trafik müfettişliği kurumuna değil, hukuk devleti ilkesine de ciddi zarar verir. Çünkü devlet adına kullanılan hiçbir yetki, kişisel ilişkilerin ya da bireysel hesaplaşmaların aracı olamaz.
Fahri trafik müfettişliği bir ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktur. Bu görev; tarafsızlık, vicdan ve hukuk ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir. Kişiye göre değişen uygulamalar, toplumun devlete duyduğu güveni zedeler. Bir vatandaşın yaptığı ihlal görmezden gelinirken, bir başkasının en küçük hatasının cezalandırılması adalet duygusunu derinden yaralar.
Elbette görevini büyük bir özveriyle yerine getiren, kuralları titizlikle uygulayan binlerce fahri trafik müfettişini bu eleştirilerin dışında tutmak gerekir. Onlar, kamu düzeninin sağlanmasına önemli katkılar sunmaktadır. Ancak yetkisini kötüye kullandığı iddia edilen birkaç kişinin varlığı bile, sistemin tamamının sorgulanmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle ilgili kurumların denetim mekanizmalarını daha etkin işletmesi büyük önem taşımaktadır. Hangi gerekçeyle ceza düzenlendiği, delillerin yeterliliği ve müfettişlerin görevlerini mevzuata uygun şekilde yerine getirip getirmediği düzenli olarak incelenmelidir. Yetkisini kötüye kullandığı tespit edilen kişiler hakkında gerekli idari işlemler gecikmeksizin uygulanmalıdır.
Devletin verdiği yetki; güç gösterisi yapmak, kişisel hesaplaşmaları yürütmek ya da çevresine "Ben ceza yazdırırım." mesajı vermek için değildir. Bu yetki yalnızca kamu yararı doğrultusunda kullanılmalıdır.
Trafikte güvenliği sağlayacak olan şey korku değil, adalettir. Adaletin olmadığı yerde güven de olmaz. Fahri trafik müfettişliği sistemi de ancak tarafsız, şeffaf ve etkin şekilde denetlenebilir olduğu sürece toplumun desteğini almaya devam edecektir.
Çünkü vatandaşın istediği şey aslında çok basittir: Herkes için aynı kural, herkes için aynı adalet.