LGS sonuçları açıklandı…

Kimileri hayallerine kavuştu, kimileri ise büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Kimi çocuk istediği liseye yerleşti, kimi ise istediği okulun kapısından bile geçemedi. Bazıları için bugün gurur günü, bazıları için ise evde sessizliğin hâkim olduğu bir gün.

Ama size bugün bir eğitimci olarak, belki de sınav sonucundan çok daha önemli bir şey söylemek istiyorum:

Bir çocuğun LGS’de aldığı puan, onun hayattaki değerini belirlemez.

Son yıllarda sınavları çocuklarımızın hayatının merkezine öyle bir yerleştirdik ki bazen bir puanı, bir insanın önüne koyuyoruz. Çocuk istediği liseye giremeyince yalnızca bir okul kaybetmiyor; anne babasının gözündeki değerini de kaybettiğini düşünmeye başlıyor.

İşte buna izin vermemeliyiz.

Çünkü LGS bir sınavdır. Hayat ise çok daha uzun bir yolculuktur.

Ben bunun en canlı örneklerinden biriyim.

Ortaokul yıllarımda kendimi okulun en başarılı öğrencileri arasında görmüyordum. Hatta okul sonuncusu olduğum dönemler bile oldu. Ama lise hayatımda her şey değişti. Çalıştım, mücadele ettim, kendime inandım ve lisede okul birincisi oldum.

Bugün eğitimci olarak şunu çok net söylüyorum:

Bir çocuğun bugünkü başarısı, yarının garantisi değildir. Bugünkü başarısızlığı da yarının kaderi değildir.

LGS’de 500 tam puan alıp Türkiye’nin en iyi liselerinden birine yerleşen ama daha sonra derslerinden kopan, devamsızlık yapan öğrenciler gördük.

Öte yandan istediği liseye yerleşemediği hâlde lise yıllarında kendini toparlayan, üniversite sınavında çok güzel başarılar elde eden öğrenciler de gördük.

Çünkü mesele sadece nereden başladığınız değil, yolda ne kadar istikrarlı olduğunuzdur.

Sevgili anne babalar…

Bugün çocuğunuz istediğiniz liseye yerleşemediyse, lütfen önce ona kızmayın.

Onunla konuşun.

Ona sarılın.

“Seninle gurur duyuyorum.” deyin.

Çünkü bugün bir okulu kaybetmiş olabilir. Ama sizi kaybetmemeli.

Şapkanızı önünüze koyup düşünün:

Çocuğumun iyi bir liseye gitmesini mi istiyorum, yoksa benimle yıllar sonra bile konuşabilen, bana güvenen, başarısız olduğunda bile eve dönebilen bir evlat mı istiyorum?

Bir okul yeniden bulunabilir.

Bir tercih değişebilir.

Bir sınav telafi edilebilir.

Ama anne ile çocuk arasındaki güven kırıldığında, onu onarmak çok daha zordur.

Sevgili öğrenciler…

İstediğiniz liseye yerleşemediyseniz üzülün. Hakkınızdır.

Ama kendinize “Ben başarısızım.” demeyin.

Siz başarısız değilsiniz. Sadece istediğiniz sonuç bugün gelmedi.

Önünüzde lise var.

Önünüzde YKS var.

Önünüzde kendinizi yeniden kanıtlayabileceğiniz kocaman bir hayat var.

Ve sevgili öğretmenler…

Bizim de kendimize sormamız gereken sorular var.

Çocuklarımıza yalnızca netlerini, puanlarını, sıralamalarını mı sorduk?

Yoksa “Nasılsın?” demeyi de hatırladık mı?

Onları sadece başarılı olduklarında mı alkışladık?

Yoksa düştüklerinde de yanlarında olduk mu?

Çünkü eğitim, yalnızca matematik öğretmek değildir.

Bazen bir çocuğa yeniden inanmayı öğretmektir.

Victor Hugo’nun çok güzel bir sözü vardır:

“Geleceğin birçok güzel günü, bugünün küçük adımlarında gizlidir.”

Bugün LGS sonucu kötü gelen bir çocuğun yarınına hüküm vermeyelim.

Belki o çocuk yarın çok başarılı bir doktor olacak.

Belki mühendis.

Belki öğretmen.

Belki sanatçı.

Belki de hiç tahmin etmediğimiz bambaşka bir hayat kuracak.

Bugün yalnızca bir sınav sonucu açıklandı.

Bir çocuğun kaderi değil.

O yüzden bu akşam evlerimizde puanları değil, çocuklarımızı konuşalım.

Onlara yüklenmek yerine yanlarında duralım.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatını değiştiren şey, aldığı puan değil; o puandan sonra ona inanmaya devam eden bir anne, bir baba veya bir öğretmendir.

LGS bir sınavdır. Çocuğunuz ise hayatınızın en kıymetli sınavıdır.

— Fenomen Hoca Turan Güneş
Fenomen Hoca Eğitim Kurumları Kurucusu