Yaklaşık otuz yıldır futbolu takip eder beğeni ile de izlerim. ElvirBOLİÇ’in manchester’a attığı gole ülkece çok sevinmiştik. 20 ekim 1993 yılında Galatasaray büyük bir başarıya imza atıp İngiliz devini çimlere gömmüştü. Şımaykıl değil bütün maykıllar gelse o golü oradan alamazdı sözü hala kulaklarımızda çınlıyordur. Eş zamanlı milli takımlarda da başarılar ufak da olsa geliyordu. Bu işi 2000 li yıllarda yine Galatasaray büyük 2 kupa ile taçlandırıp AVRUPA FATİHİ unvanını alıyordu. Yine eş zamanlı 2002 de Milli Takım Dünya 3. Olarak ülkemize unutulmaz bir gurur yaşattı. 2007 erde Fenerbahçe rüzgârı esti. Şampiyonlar Liginde çeyrek final oynamak çok baba bir işti. Sonrasında Beşiktaş bu gururu bize yaşattı. Ancak;

Son 10 yıldır futbol, goller, hakem hataları yerine çok farklı şeyler konuşulur oldu. Futbolcuların yetenekleri yerine yazı tura atışını kim kazanacak? Alt mı olur üst mü? İlk korner atışını kim yapacak? Gibi futbolun uzağından kenarından alakası olmayan saçma sapan konular konuşulur oldu. Avrupa liglerini inceledim. Oradaki futbolcular bir maçta ortalama 15-16 km koşarken(orta düzey takımlardan bahsediyorum) benim ülkemde fazla koşan 8-10 km koşuyor. Teknik taktik zaten yok. Böyle nasıl başarı elde edeceğiz? En son Dünya kupasında gördük zaten nasıl bir gücümüz olduğunu. Ülkeye bakıyorum. Aslında çok fazla yetenekli genç çocuk var. Tesislerimiz eskiye oranla anlamlı oranda artmış vaziyette. Buna rağmen dünya kadar paralar verilerek dışarıdan futbolcular getiriliyor. (Bir Galatasaray taraftarı olarak son yapılan transferler Fenerbahçe’yi Beşiktaş’ı güçlendirdiğinden kıskançlık olabilir). Güneş balçıkla sıvanmaz. Başarıyı skor odaklı gören, ülke sporu değer kazansın diye dertlenmeyen spor yöneticileri olduğu müddetçe, şahsi problemlerini ülke sporuna yansıtan yöneticiler ve patronlar olduğu müddetçe bu düzenin çok değişeceğini düşünmüyorum. Bahis konularına hiç girmiyorum bile. Şike konularına hiç girmiyorum bile. Bazen şike olmasa dahi televizyon kanallarında kelli felli adamların ifadeleri skoru ve oyunu bariz olan maçlara dahi şüphe düşürmektedir. Masum bir taraftar olarak ekran başında veya stadyumda maç izlerken izlediğimiz oyundan keyif alamıyoruz. Maç içerisindeki pozisyonlar bizleri heyecanlandırmıyor.

Mesela tuttuğunuz takım 1-0 yenik durumda diyelim, ya ne olacak demiyor taraftar. Başkan maçı satın alır mı? Diyor. Veya maç döndü ve 2-1 skorla bitti kazandı diyelim. Bunun karşılığında acaba karşı takıma ne verdik? Diyor. Bunları konuştuğunda ise insanların tavırları farklı farklı oluyor. Kimisi daha bi vicdan yaklaşıp; nerde Metin OKTAY, nerde LEFTERLER, nerde BABA HAKKI diyerek konunun düzelmeyeceğini söylüyor. Kimisi ise daha sağlam mantık oturtuyor aklınca. UEFA bile üst düzey maçlar şike yapıyor kardeşim. Ne yapabilirsin ki? Diyor. Ben katılmıyorum. Anadolu bana sorarsanız futbolun ana kaynağı. Burada yetişen futbolcu dünyanın hiçbir yerinde yetişmez. İmkân sağlayıp sabretmek yeterli. Bunun için önerin var mı? Kralı var. Federasyon başkanlığına yaşayan tarihler olan Fatih TERİM, Mustafa DENİZLİ, Şenol GÜNEŞ gibi büyük başarılara imza atmış, Türk futbolunu çok iyi bilen birini getir. 2 sene sabret her şey çözülür. Olmaz mı diyorsun. Tamam genç nesilden birkaç örnekle elini zenginleştirelim. Fatih TEKKE var. Aslan gibi yapar hem de. Tipini mi sevmedin? Tamam kardeşim Sergen YALÇIN var. Gece hayatı mı fazla? Arda TURAN var. Yurt dışında adamın kariyerine balta vurmayalım mı? Dedin. Burak YILMAZ var. Yerli Cristiano RONALDO deriz. Dili çok mu sivri? Tamam kızma hemen. Emre BELÖZOĞLU var, Ümit DAVALA var, Tuncay ŞANLI var, Mehmet ÖZDİLEK var, Oğuz ÇETİN var, Aykut KOCAMAN var.

Problem çözmek amaçlı hareket edilirse çözülmeyecek problemimiz yok. Bunun ilk adımı bu işten anlayan isimleri bu işin başına koymak olur. Önce teşhisi koyarlar. Sonra tedavi planını belirlerler. En sonunda ne zaman bu işin düzeleceğini bizlere ifade ederler. Futbolu seven , sadece seven biri olarak bu benim isteğimdir.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bize ifade ederseniz onları da yazar toplumsal bir tepki göstermiş oluruz.

Sağlıkla kalın!