Çocukluk yıllarımda -sanırım biraz yaramaz idim- sık sık kafam yarılırdı ve her defasından ya berberin yada hastanenin yolunu tutardık… Berber ne alaka diyen genç okurlarımızı duyar gibiyim… Eskiden küçük çaplı yaralanmaların pansumanını berberler yapardı, yara daha büyük ve dikiş atılması gerekiyorsa hastaneye götürülürdü. Benim hem berberdeki pansumanlarla hem de hastane dikiş atılmasıyla ilgili birçok maceram vardır. Yani yaşıtlarım arasında hastane ile ilk tanışanlardan ve hastaneyi en çok ziyaret edenlerdendim.

İşte 30-35 yıl önce yaşadığım bu maceralardan dolayı ve sonraki yıllarda ise hayatın normal akışı içinde seyrederken Şanlıurfa'mızdaki hastaneleri hep büyükşehirlerde gördüğüm hastanelerle kıyaslamışımdır. Fakat bu kıyaslamalarda her zaman ve her konuda diğer şehirlerdeki hastanelerin gerisinde kaldığımızı üzülerek fark etmişimdir.

12 sene evvel Şanlıurfa'da;

-Doğum Hastanesi

-Devlet Hastanesi

-Çocuk Hastanesi

-SSK Hastanesi

İsimleriyle hizmet veren kamuya bağlı dört hastane vardı. 12 yıldan beri ülkeyi idare eden (yada idare ettiği iddiasında bulunan) AKP Hükümeti sağlık konusunda Şanlıurfa'ya yeterli hizmeti verememiştir. İlimizdeki hastaneler yetersiz görüldüğünden dolayı 1992 yılında Şanlıurfa 500 Yataklı Devlet Hastanesinin temeli atılmış, 2002 yılında ilk AKP Hükümeti kurulduğunda %95'i tamamlanmış olan bu hastanenin kalan %5'lik kısmı da tamamlanarak hizmete açılmıştır. Bir de bu hastanenin hemen yanı başındaki boş duran hazine arazisine bugün artık depremzedelerin bile beğenmediği prefabrik binalardan bir tane dikilerek burası diş hastanesi olarak ilan edilmiştir.

Bazılarına göre dünya görüşümüz bize göre ise yaşam tarzımız olan fikir sistemimiz kaynaklanan duruşumuzdan dolayı yazılarımızı hep önyargı ile okuyan arkadaşlar en azından bu yazımızı okurken at gözlüğünüzü çıkarınız ve yazıyı objektif olarak değerlendiriniz.

Sağlık alanında büyük reformlara imza attığını söyleyen AKP Hükümetinin 12 yıldan beri Şanlıurfa'ya sağlık ile ilgili bir tek yatırımı bile olmamıştır. Nüfus oranına göre Türkiye'de en çok özel hastane açılan illerden biri Şanlıurfa'dır. Önceleri sembolik bir ücretle hizmet vermeye başlayan özel hastaneler herkese, özellikle de SSK'lı hastalara çok cazip gelmişti. Muayene kuyruğunda ardından da ilaç kuyruğunda saatlerce beklemek artık tarihe karışmıştı. Ama çok geçmeden hükümetin aldığı kararlarla SKK, Emekli Sandığı ve Bağkur'lu hastaların özel hastanelerde ucuz muayene ve tedavi olma hevesleri kursaklarında kalmıştı. Özel hastanelere katkı payı adı altında ödenen ücret kademeli olarak arttırılmış ve sonunda katkı payı %200'e kadar çıkarılmıştır. Evet yanlış okumadınız, tedavinizden dolayı devlete çıkarılan faturanın %200'ü oranında bir ücret sizden talep edilebilir. Günü kurtarma politikalarının bir ürünü olan, özel hastaneler projesi sayesinde 12 yıldan beri devletin kasasından katrilyonlarca lira para bazı zenginlerin cebine transfer edilmiştir. Halbuki bu paralarla Şanlıurfa'ya en az üç belki de dört tane 500 yatak kapasiteli hastane yapılabilir ve vatandaş da hiçbir ek ücret ödemeden buralardan hizmet alabilirdi. Bu şekilde devletin kasasından birkaç patronun cebine transfer edilen paralarda oralarda istihdam edilecek olan yüzlerce insanın evine ekmek götürmesine vesile olacaktı.

Kurulduğu günden bu yana yapılan her seçimde Türkiye genelindeki en yüksek oranda oyu Şanlıurfa'dan alan AKP bunun karşılığında, Şanlıurfa'ya elle tutulur, gözle görülür, istihdam sağlayacak, sosyal, kültürel, insani ihtiyaçları karşılayacak bir eser vermemiştir. Mevcut kamu binalarının neredeyse tamamı ihale yoluyla boyanmış, badana yapılmış, dış cephe kaplaması yapılmış yani makyaj yapılmıştır. Makyajın dışında 12 yıl boyunca yapılan bir şey olmamıştır.

12 önce Şanlıurfa'nın nüfusu 1 milyon 400 bin civarında iken, bugün 1 milyon 800 bine çıkmış ama ilimizde devlet eliyle verilen sağlık hizmetlerinin kapasitesinde hiçbir artış olmamıştır. Özellikle Doğum Hastanesinde aşırı kalabalık yüzünden polikliniklerin bulunduğu bölümün koridorlarında bile yürümek mümkün değildir. Her hekim 100 - 150 hasta muayene etmek zorunda kalıyor ve hal böyle olunca da, muayene odasına aynı anda 4 - 5 hasta alınıyor. Yani bu durumdan doktoru, sağlık çalışanı da şikayetçi, tedavi olmaya gelen hasta da şikayetçi… Diğer kamu hastanelerinde de durum pek farklı değil, mevcut hükümetin tek marifeti iki defa adını değiştirdiği Akif İnan Eğitim ve Araştırma (eski adıla 500 Yataklı) Hastanesinde, Balıklıgöl (eski adıyla SSK) Hastanesinde, Çocuk Hastanesinde, Diş Hastanesinde durum hep aynı...

Tamam kabuk ediyorum, Sosyal güvencesi ne olursa olsun artık herkes istediği özel hastanede sağlık hizmeti alabiliyor. Kanunen bu mümkün, fakat madden mümkün mü? Özel hastanelerde sadece muayene olursanız 12 veya 18 lira fark ücreti ödeyip reçetenizi alıp gidiyorsunuz. Ama bir de tahlil, röntgen vs. tetkikler istenince karşınıza çok astronomik faturalar çıkabiliyor. Hele ameliyattan ve birkaç gün hastanede yatacak olmanızdan sonra ödemeniz gereken ücretten hiç bahsetmiyorum bile…

Peki sağlıkta bu içler hali durum yaşanırken, Türkiye'de 15 ile yapılması planlanan şehir hastaneleri projesinin tam da protokolü imzalanmadan iki gün önce listeden çıkarılan Şanlıurfa'nın suçu neydi ? Adana, Ankara, Elazığ, Gaziantep, İstanbul, Kayseri, Mersin, Yozgat, İzmir, Konya, Manisa, Bursa, Kocaeli ve Isparta gibi sosyal, kültürel, ekonomik, sanayileşme ve sağlık alanlarında Şanlıurfa'dan kat kat ileri durumda olan 14 vilayete yaptırılan şehir hastaneleri listesinden Şanlıurfa adı çıkarılırken, bu şehirden seçilen 10'u iktidar, 2'i muhalefet toplam 12 milletvekili, 1'i -sözüm ona- Büyükşehir, 10'u İlçe belediye başkanı, İktidar partisinin 1 il, 13 ilçe başkanı ne yaptılar. Bu konuda tavırlarını gösterip, Sağlık Bakanlığına geri adım attırabilirlerdi. Ama hepsi de bir sonra ki seçim listeye girme ihtimallerini tehlikeye atmamak için sessiz kalmışlardır. Fakat bütün siyasiler bilmelidir ki, listeye hatta meclise girmek bile önemli değildir. Önemli olan vatandaşın gözüne ve gönlüne girebilmektir.

Sağlıklı günler geçirmeniz dileklerimle…