Bundan önceki yazımda da belirttiğim gibi, 22 Ekim 2011 ile 04 Aralık 2011 tarihleri arasında, hacı görevimi yapmak üzere, Suudi Arabistana, kutsal yerlere gittim. Çok şükür, Cenab-ı Allah bana, dolu dolu bir hacı yaşama fırsatı verdi. Allah Tüm Müslümanlara nasip etsin.

22 Ekim 20111 günü, yaklaşık saat 17.10 da, Şanlıurfa Gap Havaalanından Kalktık. Medine havaalanına yaklaşık saat 20.00 de indik. Medine havaalanını vasat buldum. Köylerde bile çalıştırmadığımız bilmem kaç model otobüslerle, Otelimize gittik. 8 gün Medine de kaldık, 42 vakit Cemaatle namaz kıldık.

Medine Güzele bir şehir, Düz Ova, Temiz, İnsanları sıcak kanlı, candan, havası gündüzleri sıcak, geceleri serin. Bilindiği gibi, Peygamberimizin (S.A.V.), Hz. Abubekir ve Hz. Ömer in Mübarek mezarları Mescidi Nebevide, yani Medine dedir. Yine Hz. Hamza nın mezarı, Medine de Uhut Dağının eteklerindedir. (Uhut savaşının olduğu yerdedir.) Bilindiği gibi Hz. Hamza Uhut savaşında şehit olmuştur.

31 Ekim Günü, Akşam namazından sonra, nispeten daha iyi durumdaki otobüslerle, Mekke ye doğru yola çıktık. Zülkerneyn Mescidinde İhrama girip, Niyet ettik, 2 rekat namaz kıldık, yola devam ettik. Yolda Otobüsümüz yemek ve ihtiyaç molası verdi. (Bu yazı buraya yakış masada maalesef gördüğüm bu) Lavabolar, Lokanta ve etraf, maalesef çok ama çok kirliydi. Gerçekten bu kutsal mekanlara yazık ediyorlar. Mekke ye gece geç vakitlerde girdik. Ertesi sabah, İlk Umremizi yapmak üzere, kafile olarak topluca Kabeye gittik. Kabeyi ilk görüş anındaki duygularımı anlatmaya kelime bulamıyorum. Sadece kafilenin çoğunun ağladığını hatırlıyorum. Kabul olması dileğiyle dualarımızı ettik. Umreye başladık. Hacerel Esved taşının hizasından, Bismillah allahüekber diyerek tavafa başladık. 7 defa Kabe nin etrafını dua okuyarak döndükten sonra, 4 gidiş, 3 dönüş olmak üzere, Sefa Merva tepeleri arasında gidip geldik, 2 Rekat namaz kılıp, Dua ettik, tıraş olduk ve Umremizi tamamlayıp İhramdan çıktık. Kafile Başkanımız, Hac görevimizi yapmak üzere, Arafata çıkıncaya kadar kendimizi yormamamızı tembihlediği için, Vakit namazlarını mümkün olduğu kadar Beytte kılmanın dışında, vakitlerimizi Kuran okuyarak ve dinlenerek geçirdik.

Mekke, Medine gibi düz değil, Medine kadar temizde değil, Hep dağlık, Hatta 70.000 tane irili ufaklı dağ olduğu söyleniyor. Dolayısıyla bu sert coğrafya, insanlarına da yansımış, İnsanları Medine halkına nazaran daha sert mizaçlı, Daha az tahammül sahibi, daha katı. Esnafın hemen hemen tamamı yabancı. Yemenli, Afganlı, Endonazyalı, Türkmenistanlı, Hatta Türk esnafta var. Ama maalesef, esnaf malın değerinin en az 3 – 4 katı fazla fiyat söylüyor. Gerekçeleri, pazarlık sünnet diyorlar. Yani 1000 riyal dedikleri bir malı, 250-300 riyala rahatlıkla alıyorsunuz. Bu da onların alış veriş yöntemleri. Neyse, burayı kısa geçip Asıl gidiş gayemize dönersek, Şimdilik bu yazıyı burada noktalayalım. Gelecek yazımızda İnşaallah , Arafat tan devam edeceğim.

Kalın sağlık ve esenlikle…

İsa GÜNEŞ
Çevre Gönüllüleri Dernek Başkanı