12 Haziran 2011 Genel Seçimleri için süreç işlemeye başladı. Siyasi partilerin milletvekili aday adayları birer ikişer ortaya çıkarak arzı endam ediyorlar. Pekiyi, kimler milletvekili olacak veya kimler milletvekili olmalı ?

Bu soruya cevap vermekte zorlanıyoruz çünkü, demokrasi her yönüyle işlemiyor. Demokrasimizin bir tarafı eksik kalıyor, aksıyor… Demokrasi, sadece Genel Merkezlerin belirlediği listedeki adaylara oy vermek için sandık başına gitmekle olmuyor. Tam ve gerçek demokrasi için işe temelden başlamak lazım, nasıl mı? izah edeyim;

1) Her siyasi partinin üyeleri seçim kurulu ve hükümet komiseri huzurunda kurulan sandıkta oy kullanarak partinin delegelerini seçer,

2) Seçilen parti delegeleri aynı şekilde resmiyeti olan bir ortamda partinin il başkanını seçer,

3) Mahalli veya Genel Seçimlerde ise yine önceden seçilmiş olan delegeler aynı şekilde seçim kurulu yetkilileri ve hükümet komiserinin huzurunda adaylar için oy kullanırlar. Demokratik ülkelerde buna ön seçim denir, bu ön seçimde her aday adayı aldığı oy sayısına göre sıralamadaki yerini alır.

İşte gerçek demokrasi budur…

Ancak, bu çarkın işlemesi başta il başkanlarının, sonra milletvekillerinin ve genel merkez yönetiminin hatta genel başkanın da işine gelmez. Çünkü genel başkanlar bilir ki, o zaman yanlışları görüldüğünde veya yetersiz kaldıkları hissedildiğinde delege kongreyi toplar ve genel başkanı evine yollar…

Şimdi yapılan ne?

Genel başkan il başkanını belirliyor, il başkanları ise ilçe ve merkez ilçe başkanlarını belirliyor, delegeler masa başında belirleniyor. O masa başında belirlenen delegeler yine kendilerini görevlendiren başkanları seçiyor. Yani düzen değişmiyor. Çark dönüyor, kimin listede yer alacağına genel merkez karar veriyor, bu kararı verirken parti tabanının sesine kulak tıkıyor, yapılan göstermelik temayül yoklamalarında en yüksek oyu alanlar bile listede kendilerine yer bulamıyorlar.

İşte böyle bir ortamda bir seçim sürecine daha girdik. Şimdi Şanlıurfa'da toplamda (tüm partilerden) 350 - 400 kadar aday adayı ortaya çıkacak, paralar saçılacak, ziyafetler, davetler, reklamlar, televizyon programları, gazete röportajları, göstermelik mahalle, köy, esnaf toplantıları vs. derken 3 ay kadar hem seçmen hem de aday adayları oyalanmış olacak. Sonrasında bir de göstermelik temayül yoklaması yapılacak, (ki, son seçim AKP'nin temayül yoklamasında oylar kullanıldıktan sonra sayılmak üzere sandık Ankara'ya götürülmüş ve o sandıktan çıkan sonuçlar hiçbir zaman kamu oyuyla paylaşılmamıştı. Yani gizli oy, gizli sayım… Böyle bir demokrasi anlayışı muz cumhuriyetlerinde bile yoktur) sonrasında da genel merkez yine feodal zihniyetin temsilcilerini liste başlarına yerleştirecek, adayım bunlardır, ister oy ver, ister verme mantığı…

Bizler seçmen olarak madem ki bu duruma engel olamıyoruz, o zaman en azından oyumuzun kıymetini bilelim. Kullanacağımız oyun geleceğimizi belirleyeceğini, etkileyeceğini unutmayalım. Siyasi tercihimizi yaparken, şahsi çıkarlarımızı, günü-birlik beklentilerimizi bir tarafa bırakıp, adaylardan ve genel başkanlardan şehrimizi, toplumumuzu kalkındıracak taleplerde bulunalım. Şanlıurfa'daki işsizliği, geri kalmışlığı, yoksulluğu, yokluğu, vurgunu, talanı, her türlü istismarı asgari seviyeye indirecek isteklerde bulunmalıyız. Yol, köprülü kavşak, raylı sistem, turizm, tanıtım, demiryolu ulaşımı, TOKİ için yeni bir imar alanları açılarak imkanlarının daha da genişletilmesi gibi beklentilerimize cevap verebileceğine inandığımız siyasi partiye destek olmalıyız. Şanlıurfa için çalışacak, Şanlıurfa'yı kalkındıracak, Şanlıurfa'yı modern bir yapıya kavuşturacak vizyona sahip milletvekillerini meclise yollamayı diliyorum… Çünkü başka Şanlıurfa yok!