Siyasi partilerin Milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna teslim etmeleriyle birlikte liste dışında kalanların veya listedeki yerini beğenmeyenlerin sesleri yükselmeye dolayısıyla ortalık karışmaya başladı. Bir veya birkaç dönem Milletvekilliği yaptığı halde bu dönem listeye alınmamış olmalarına neden bu kadar tepki gösterdiklerini istatistiklerin verdiği rakamlara bakarak anlamak mümkündür. Şu anda TBMM'nde bulunan 284 milletvekilinin dokunulmazlığı sona erecek. Milletvekili aday listesine alınmayanlardan AKP'den 41, CHP'den 16, BDP'den 8 ve MHP'den 6 eski Milletvekili yargı önüne çıkacak. Aralarında çok ağır suçlamalar da bulunan ve yargılanmaları halinde ceza alabilecek olan bu eski Milletvekillerinin liste dışında kalmalarına neden bu derece bir tepki gösterdiklerini anlamak çok zor değil.
Seçim meydanlarının olmazsa olmaz şartı, vaatler arasında her zaman 'Dokunulmazlığın kaldırılması' vaadi birinci sırayı almasına rağmen iktidara gelen hiçbir parti bunu göze alamamış, dokunulmazlığın kaldırılmasını teklif bile etmemiştir. Şahısların Milletvekili seçilmeden önce ve seçildikten sonra işledikleri herhangi bir suçtan dolayı 'dokunulmazlık zırhına sarılarak' yargıdan kaçmaları milletimiz adına büyük bir utançtır.
12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra iktidara gelecek olan partinin dokunulmazlığı 'Kürsü Dokunulmazlığı' ile sınırlandırarak bu utanca bir son vermesi elzemdir. Yüce Türk milletinden aldığı vekillik yetkisiyle yargıdan kaçmak kimsenin haddi değildir. Dahası mahkemece hakkında fezleke düzenlenerek TBMM'ne gönderildiği halde dokunulmazlıklarının kaldırılması noktasında gereğini yapmayanlar bu milletin vebali altındadır.
Listelerin belirlenmesi sürecinde millete hizmet etme gayret ve enerjisiyle ortaya çıkarak, sırf milletimize projelerini anlatabilmek için su gibi para harcayan aday adaylarımız umarım listeye giremeyince, gayret ve enerjilerinden bir şey kaybetmemişlerdir. Çünkü madem ki, amaç millete hizmet o zaman hizmet etmek için mutlaka Milletvekili olmanıza gerek yok… Elinizdeki projelerinizi (tabii bunu, elinde gerçekten ciddi proje olanlara söylüyorum) seçilecek olan Milletvekillerine verin, sonra da takipçisi olun, uygulanmasında bilgilerinizi paylaşın.
Siyasetini başkalarına saldırı üzerine şekillendiren, diğer partilere saldırarak, sataşarak, bağırıp çağırarak çiftçiyi, köylüyü, esnafı, bürokratı, memuru azarlayarak siyaset yapılabileceğini zanneden Tayyip bey, bu alandaki yeteneklerini zaman zaman ülkücüler üzerinde de kullanmıştır. Ülkücülere her türlü hakareti yapmıştır. 'Bir tarafı Yavuz, bir tarafı Yunus olan ülkücüler' bu hakaretleri Yunusça bir tavırla karşılama olgunluğunu göstermişlerdir.
Ülkücüleri beğenmeyen, eleştiren, hakaret eden Tayyip bey, karşısında seçim sandığını görünce her zaman olduğu gibi yine ülkücülerin oylarına göz dikmiştir. Seçim tarihi yaklaşınca, geçmişte ülkücü teşkilatlarda bulunmuş fakat çeşitli sebeplerden dolayı ayrı düşmüş, kendilerine yeni yol/yollar çizmiş, her partiyi gezmiş ama ne hikmetse 'eski ülkücü'lüğünü asla unutmamış, unutturmamak için çaba göstermiş bazı tipler yeniden ortaya çıkmaya ve malum televizyonlarda, gazetelerde boy göstermeye başlamışlardır. Ülkücü hareketin mensupları bu tiplerin fikirlerine değer vermez, görüşlerinden etkilenmez ve eğer kafaları bozulursa meydanı da bunlara bırakmaz. Var olan ülkücü kuruluşlara rağmen kimse ülkücülük adına ahkam kesemez, kesmemelidir. Başkalarına haddini bildirmek için bir şekilde (!) ortaya çıkan insanlar önce kendi hadlerini bilmelidirler.