Urfamızda bazı gelenekler vardır ki, üzerinden çok geçmemiş olmasına rağmen unutulmaya yüz tutmuştur. Bir nesil öncenin çok net hatırladığı, diğer neslin ise tasavvurunu dahi yapmakta zorlandığı geleneklerdir bunlar. İşte bunlardan biri de leyliçi evleridir.
Urfa’da henüz bina yaşantısına geçilmediği, halkın hayatlı evlerde yaşadığı dönemlerde; Ramazan ve Kurban bayramlarında Urfa’nın birçok mahallesinde “leyliçi evleri” kurulurdu. Tarih olarak çok eski olmamakla birlikte, günümüzden 50–60 yıl öncesine tekabül etmektedir.
“Leyli” salıncak demektir.
Hayatlı Urfa evlerinin avlusuna, uzun ipli (halatlara bağlı) iki kişilik salıncaklar kurulur bu evler bayram boyunca sadece kadınlara mahsus bir eğlence yeri olurdu. Erkeklerin içeri girmesi kesinlikle yasaktı. Kapıda bir erkek, elinde sopasıyla bekler ve içeri erkek almazdı.
Sabah saatlerinde leyliye binme başlar, akşam saatlerine kadar sürerdi. Leyliye binmek için önceden leyliçi evine gidilir, gelineceği söylenir ve ona göre sıra alınırdı. Leyliye bindiğin süreye “dolam” denirdi. Bir dolam, o günün parasına göre belli bir ücret karşılığında olurdu. Leyliye binen iki genç kız, ayak ve elleriyle salıncağı hızlandırır; neredeyse komşu damlarının hizasına kadar yükselirdi. Süre dolduğunda görevli, değneğiyle tahtaya vurarak ikaz eder sıra bir başka çifte geçerdi.
Fakat leyliçi evleri sadece bir bayram eğlencesi değildi.
Buralar aynı zamanda evlilik çağındaki genç kızların görüldüğü, annelerin oğullarına münasip bir gelin adayı gözlediği yerlerdi. Kimi oğlunun nişanlısını getirir, kimi kızını gezmeye çıkarır, kimi de fırsat bu fırsat diyerek kız bakmaya gelirdi. Leyliye gelenler, önceden hazırladıkları kavurgaları ve karpuz çekirdeklerini yanlarında getirir leyliye binenleri seyreder, sohbet ederlerdi.
Urfa’da o dönemde hemen hemen her mahallede ayrı ayrı leyliçi evleri vardı. Bunlardan bazıları çok meşhur, çok kalabalık, bazıları da sadece kendi mahallesindekilerin gittiği yerlerdi. Leyliçi evleri genellikle ev sahibinin halk arasında bilinen ismiyle veya lakabıyla anılırdı. Bunlardan bazılarının isimleri:
Kedaregilin leyliçi evi
Lolo Mihegilin evi
Eşko Zelihasıgilin leyliçi evi
Cintiyanların leyli evi
Karapıyar’daki Vakıflar leylisi
Hüsrümler’in leyliçi evi
Ağzı Eğrilerin leyli evi
Şahingilin leyli evi
Dondurmacıgilin leyli evi
Besnililerin leyli evi
Dolapgilin leyli evi
Heznegilin leyli evi
Arapların leyli evi
Kumarçıların leyli evi
Leylogilin leyli evi
Abud-el Hamada leylisi
Günümüze geldiğimizde ne leyliçi evleri kaldı ne de o geniş avlulu evlerde oturan aileler kaldı… Zamanın hızlı değişimi içinde bunun gibi birçok değerin yok olup gidişini maalesef izliyoruz. Belki bir nesil sonra hiçbir şekilde hatırlanmayacak bu kültürel etkinliğin bir köşede kalması için yazmış bulunuyoruz. Konuyla ilgili fotoğrafa ulaşılamadığından, olay canlandırma yoluyla görselleşitirilmiştir. Anlatımlarından faydalandığımız Mehmet Fethi Göktepe hocamıza teşekkür ederiz.
