Ülkücü; İslamı hayat nizamı olarak seçen, bu nizamı tavizsiz bir şekilde yaşamaya çalışandır…
Türk olmanın gururunu İslamın faziletiyle bütünleştiren, Türk-İslam Ülküsünü yaşayandır…
Günü birlik siyasi menfaatleri aşarak, asırlar sonrasını görebilen ve asırlar sonrası için hazırlık yapan insandır…
Allah için seven, Allah için savaşan, Allah'ın rızasına koşan, Allah nizamı için yanan, Allah için bugzeden kahramandır…
Semalarda dalga dalga yayılan ezan susmasın diyerek toprağın kara bağrına düşen candır…
Kimi zaman Derviş Yunus, kimi zaman Yavuz, kimi zaman surlarda üçhilalli sancak elinde Ulubatlı Hasan'dır...
'Ben'i aşıp, 'Biz' diyerek nefsini bir daha çıkarmamak üzere kör kuyulara, atandır…
Dağlarıyla, taşlarıyla, ırmaklarıyla, ovalarıyla ve yollarıyla bir kara parçasını vatan yapandır..
Türklük deyince 300 milyonluk Türk Dünyasını kucaklayan, ana şefkatiyle evlatlarını bağrına basan; kimi yerde Kıbrıs, Kırım, Kırgız; kimi yerde Bişkek, Bakü, Kerkük, Doğu Türkistan... velhasıl en zor şartlarda, en buhranlı zamanlarda, en müşkül alanlarda, Türk'e yol gösteren, akıl veren, umut olan Dedem Korkut'tur…
Haksızlık karşısında susmayı, davasından taviz vermeyi, korkaklığı, pısırıklığı, nemelazımcılığı, lûgatından çıkarıp atandır…
Yiğidin başında Kürşad, il derleyip vatan tutan İlteriş, bilgelikte Tonyukuk, Akşemsettin, Malazgirt Ovasında ak kefen içerisinde Alparslan'dır…
Türk'ün töresini, Türk'ün ilini İslamla yoğuran, İslamla kaynaştıran, Ahmed Yesevi Ocağında kaynayan, pişen, kavrulandır…
Bir bozkurt silkinişiyle esaret zincirlerini kırandır…
Liderine, ocağına, fikir sistemine bağlı, tefrikaya çanak tutmayandır…
Rehberi iki cihan serveri Hz.Muhammet (SAV), kaynağı, ilhamı, düsturu Kur'an-ı Kerim olandır…Ülkücü budur... Ülkücü budur... Ülkücü budur... Bunun dışındakiler küllü yalandır…'
Ülkücülüğün tarifi özetle yukarıdaki şekildedir. Bu tarifi Ocağa ilk adım attığım zaman okumuş ve öğrenmiştim, bugüne kadar da bir an olsun aklımdan çıkmamıştır.
Ülkemizin kurtuluş savaşı misali, ateş çemberi içinde kaldığı bugünlerde gücünü karanlık odaklardan alan birçok grup MHP ve ülkücü harekete karşı savaş açmıştır. Bu savaşta her şeyi mubah gören söz konusu maşaların gözünü para, mevki, makam ve çeşitli menfaatler iyice karartmış olacak ki, ülkemizin sürüklendiği karanlığın farkına varamayacak kadar körleşmişlerdir. Bu zevatların sadece gözleri kararmamış aynı zamanda vicdanları da kararmıştır.
Kara vicdanlı menfaatperest guruplar; siyaset sahnesine çıktığı günden beri vatanın bölünmez bütünlüğünü savunan, ülkemizin kalkınması, ilerlemesi, insanımızın müreffeh bir yaşam sürmesi için büyük mücadele veren MHP ve ülkücü harekete olmadık iftiralar atmakta, akılları zorlayacak şantajlar yapmaktadırlar. Ekibinde görev yapmış olmanın haklı gururunu yaşadığım Cennet Mekan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in 'Sizlere kolay bir başarı, vaad etmiyorum. Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler, şantajlar ve daha bir sürü engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler, bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.' sözünün haklılığı bir kere daha ispatlanmış ve 35 yıl öncesinden bugünleri görebildiği için de ileri görüşlü olduğu tescillenmiştir.
Anayasanın değiştirileceği yeni dönemde TBMM çatısı altında MHP'yi görmek istemeyen şer güçlerin düğmeye basmasıyla hareketlenen siyaset sahnesinde seviye ayaklar altına düşmüştür. Kimin kimi dinlediği, izlediği, filme aldığı belirsiz hale gelmiş. 'At izi, it izine karışmıştır.' Devletin önemli kuruluşları ya sulandırılmış ya da içleri boşaltılmıştır.
Kaset olayı ile MHP'nin sağlam duruşunu bozamayan karalık yüzlü insanlar, yeni oyunlar ve yeni tezgahlar peşine düşmüşlerdir. Seçim tarihi yaklaştıkça birer birer sahneye sürülecek bu oyunlarla seçmenin ve MHP sempatizanlarının zihinlerini bulandırmaya çalışacaklardır. Burada açıkça belirtmekte fayda görüyorum; 'Ülkücü; MHP'siz meclis kurmayı hayal eden emperyalistlerin oyunlarına kanmayacak kadar akıllı olan insandır.' Ülkemizin geleceğinin oylanacağı bu seçimde her vatansever kayıtsız şartsız MHP'ye destek olmalı ve oy vermelidir.
18 Mayıs 2011 tarihine kadar MHP Genel Başkanı Dr.Devlet BAHÇELİ'nin istifa ederek geri çekilmesini istemek suretiyle haddini aşan bu zevatlar, hasbelkader birkaç gün ülkücü teşkilatlarda bulunmuşlar, sonrasında gelen sıkıntılı günlerde ortadan sıvışmış, iktidarlara, cemaatlere ve karanlık odaklara hizmet etmiş, 30 yıl sonra da ortaya çıkmış biz gerçek ülkücüyüz, hakiki ülkücüyüz, öz ülkücüyüz, Başbuğun ülkücüleriyiz gibi komik sıfatlar kullanmaktadırlar.
Bir kere bunlar gerçekten ülkücü olmasalar, ülkücü teşkilatlarda bulunmuş olsalar, ülkücü hareketin bu tür tehditlere itibar etmeyeceğini iyi bilirlerdi, dahası er-geç tespit edilip, teşhir edileceklerinden de emin olurlardı. Tabii, teşhir edildikten sonra ülkücü hareketin bir kısmı deli, bir kısmı veli olan mensuplarının vicdan ve yüreğinin sesine göre durumlarının değerlendirileceğini de bilmeleri gerekirdi.
Başkalarına çamur atarak siyaset gemisini yürütmeye çalışan AKP.'ye bu geminin genel başkanlarının oğluna alınan gemi olmadığını, bu geminin geleceğimize yol alan bir gemi olduğunu aklından çıkarmamasını tavsiye ediyorum. Sizin yapacağınız hiçbir saldırı MHP'lileri yolundan döndürmeye yetmez. Akıllar başlara alınmalı, geleceğimiz karanlıklara gark edilmemelidir.