Mehmet Recep Uğur

Mehmet Recep Uğur

Siyaset’e Hendek

05 Ocak 2016 - 16:14

Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun  Medinede vefat eden gazeteci-yazar Hasan Karakayanın  verdiği bir röportajı izliyorum televizyonda. Ülkedeki en büyük eksiklik sizce ne? sorusuna “muhalefet eksikliği” diye cevap veriyor  merhum Hasan Karakaya...

                Bunu bende defalarca yazılarımda beyan etmiştim. Muhalefet eksikliği ülkenin en büyük problemi  bence… İktidarı  fazla çalışıyorsun, fazla çabalıyorsun, radikal kararlar alabiliyorsun, reform niteliğinde işleri kısa zamanda gerçekleştirebiliyorsun diye suçlamayacaksak eğer ; muhalefetin devranı anlayışına göre iktidarı seviye ayarlayamamakla suçlamayacaksak eğer ki zaten bu da doğru bir yaklaşım  olamaz, o vakit muhalefetin  bu hali ile ülkenin en büyük problemi olduğunu rahatlıkla söylememizde bir beis yoktur...Muhalefet kendisinden beklenen  reformist bakıştan,istenilen yenilenmeden  ve vizyonel  değişimden o kadar uzak ki  en son işi;  ülkede aslında siyaset yapmayan  bazı yapıların siyasete doğrudan müdahalesine kadar , sokak eylemcilerinin  alnından öpebilecek noktaya  kadar, milletvekili  kaçıranlara arkadaş diyebilecek kadar, hendek kazanlara  hendek kazan çocuklar  diyecek sevimliliğe  gereksinim duyacak kadar illegaliteyle iç içe konuma getirdi  sonunda… 

                Son günlerde izlediğimiz, bazıları tarafından  “Hendek Siyaseti “  diye tabir edilen ancak aslında “ Siyasete Hendek”  tabiri daha doğru olan yaşanan hadiseler de  bu konuda gelinen son noktayı gösteriyor. Yaşananlara dair bazı sanatçılar, bazı gazeteciler ve siyasetçilerin özyönetim talepleri ile ilgili açıklamaları da dikkat çekici gerçekten. Özyönetim talep eden siyasi parti ve bağlı siyasi yapılanmaları bunu teorik olarak gündeme getiremez demek başka bir şeydir, bu talebini eylemselliğe çevirerek ülkeyi savaş alanına çeviremez demek se daha başka bir şeydir. Bunu böyle ifade etmekte hakikate bakarsak  vicdani bir meseledir. Talep edilen şey  ülke gündeminde konuşulmadan , değerlendirilmeden, artıları,eksileri tartışılmadan ve bunun kanuni altyapısı oluşturulmadan fiili olarak ilan edilmesi  hiç şüphesiz ki mevcut durumla çatışan bir durumdur  ki  tüm bu olayların ve devlete karşı silah kullanmanın demokratik ve masum bir talepmiş gibi bir izahı mümkün olamaz. Özyönetim taleplerini  siyaseten haklı yada mantıklı bulabilirsiniz, daha doğru olabilir diye savuna da bilirsiniz. Ancak  bu açıklamanın ardından  bu iş te böyle yapılmamalı  dememeniz  aslında sizin kana, yıkıcı eylemselliğe ,şiddete,kaosa,teröre,ülkeye zarar vermeye karşı her zaman ki  körlüğünüzün  ve tüm bunlara karşı her zaman kullandığınız at gözlüğünün en büyük delilidir. Adalet,hak ,hakkaniyet olmadan ve doğruları  konuşmadan  kusura bakmayın  ne solculuk , ne de siyaset olur bunu bilesiniz. Ne yani sizce özyönetim ilanından sonra devletin kaymakamı, emniyet müdürü,askeri birimleri bu  ilçeleri “ Abi nerde kaldınız ya, bizde sizi bekliyorduk,iyi ki geldiniz.” deyip terk mi etmeliydi. Yani biraz mantıklı olmak, mantıklı düşünmek lazım…

                Siyaseti o kadar seviyesiz bir hale getirdiniz ki devletin başına  gazete manşetlerinde bulmaca  kisvesiyle hakaret ve beddua seviyesizliğine, Medinede vefat eden bir gazeteciyi  bile viagrayla  buluşturma densizliğine düçar eylediniz. Ülke gündemine dair  artık hayra yorumlanacak  hiçbir sözü   olmayan bir güruhun bitmişlik,tükenmişlik  sarhoşluğu ve bu sarhoşluğun getirdiği hovarda naralar gibi geliyor artık bize bütün  bunlar… Ve  bütün bunlar sizin aslında bu ülkenin hayrına hiçbir şey yapmadığınızı ve aslında bu ülke için de  hiçbir şey olmadığınızı  gösteriyor  bize… Ve artık tüm  bunların millet nazarında bir ederinin olamayacağını  da bilmenizde fayda var...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum