Yıllarca aynı köhne zihniyet ve artıkları ile biz de uğraştık. Yazmamak değil de, doğru kelimeleri seçmek çok zor. Bizim aklımıza bu noktada yine KARAKOÇ gelir;
Beni dinle Ey Kadı
Bozuldu işin tadı
Zulümse eğer adı
Kenan yapsa da aynı
Yunan yapsa da aynı
Şair bu dizelerde adaletin, vicdanın ve haksızlığa karşı duruşun kişiye, kimliğe veya tarafa göre değişmemesi gerektiğini vurgular. Zulmün kimden gelirse gelsin (ister kendi insanından ister dışarıdan) zulüm olduğunu belirtir. Azerbaycan kardeş ülkemiz ama laiklik kelimesinin içini boşaltıp insanların din ve vicdan özgürlüğünü engellemeye başladılar. Ekranlar küçücük masum yavruların okula girememe videoları ile doldu taştı. Bu yapılan hangi vicdana sığıyor. Bir kız çocuğunun başının örtüsü kimin neresine batıyor anlamakta güçlük çekiyorum. Bu konuyu laiklik ilkesini benimsediklerini öne sürerek meşrulaştırıyorlar. Peki ne demek laiklik? İnsanların inançlarından ötürü temel haklarından mahrum bırakılması mı? Sözde modern olayım derken inançlı insanlara zulmetmek mi? Tanımlayalım; Laiklik, devlet yönetiminde dinin veya dinsizliğin referans alınmaması, hukuk ve devlet düzeninin akla, bilime ve toplumsal ihtiyaçlara dayandırılması; devletin tüm din ve inançlar karşısında tarafsız, eşit ve nötr olması ilkesidir. Bu benim değil internete ilk yazdığınızda karşınıza çıkan tanımdır. Neresinde başörtüsü var? O zaman Hristiyanlarda haç takmasın. Yahudi çocuklar da zülüfleri uzun şekilde okullara gelmesin. Birkaç kanal dışında bu konuyu gündeme taşıyan yok. Kardeş ülke diyerek bu yapılanları görmezden mi geleceğiz? Yine aklıma KARAKOÇ geldi;
Bacısız, gardaşsız kalsam da garip,
Sahtekâra gardaş olamam varıp,
Camide ön safa karargâh kurup,
Kul hakkı yiyene gardaş mı deyim
Bu noktayı her yerde yazıp söylemek gerekiyor. Gerekirse aynı şeyleri defalarca tekrar etmek gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde kabul edemeyeceğimiz bir safsatayı maalesef soydaşımız olan ülke yapıyor.Bugün Orta Asya ve bazı Türk cumhuriyetlerinde de kamusal alanda başörtüsü takılmasına izin verilmiyor. Tacikistan, bu kapsamda başörtüsüne en katı yaklaşımı sergileyen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.Tacikistan’da “ulusal kültürü korumak” amacıyla 8 Mayıs 2024 tarihinde “aşırıcılığa karşı mücadele” gerekçesiyle “tüm yabancı kıyafetlere” yasak getirildi. Alınan bu kararla ülkede kamuya açık alanlarda başörtüsü takmak fiilen yasaklanırken İdari Suçlar Kanunu, bu hükümlerin ihlal edilmesi durumunda 8 bin ila 54 bin Somoni para cezası öngörüyor.Tacikistan gibi Kazakistan da 2016 yılında uygulamaya koyduğu mevzuat kapsamında, devlet okullarında ve resmi kurumlarda başörtüsünü yasakladı.Türkmenistan ve Özbekistan’da başörtüsüne dair açık bir yasak bulunmasa da iki ülkede de uzun yıllardır başörtüsü konusunda baskıcı politikalar uygulanıyor, başörtülü kadınlar gündelik yaşantılarında, eğitim ve iş hayatında ayrımcılığa uğruyor.Azerbaycan’da da tıpkı Türkmenistan ve Özbekistan’da olduğu gibi başörtüsü takmak kamusal alanda yasak değil ancak devlet okullarında başörtüsü takılmasına izin verilmiyor.
Bu yazı siyasi değil toplumsaldır. İnsan haklarının hiç edildiği bir ortamda yazmamak, sessizce durmak bizim yapabileceğimiz bir şey değildir. Umarım bu yanlış kararlarından dönerler. Umarım daha çağdaş bir ülke olma yolunda adım atarlar.
Sağlıkla kalın!